Pazarlama Stratejileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarlama Stratejileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2008 Salı

Kalitesiz Reklam Fikirleri

Reklam ajanslarının en temel işlevi; neyin, kime, ne zaman, nasıl söyleneceğinin belirlenmesidir. Biraz daha açık olmak gerekirse; ürün ya da hizmetle ilgili söylenmesi gerekenlerin belirlenmesi, reklamın etkilemek istediği hedef kitlenin tanımlanması, hedef kitle özelliklerinin ve reklam mesajının bir potada eritilmesi, reklamın tonunun belirlenmesi ve doğru medya stratejisi ile hedef kitleye ulaştırılması… Peki daha da açık ve saçık olmak gerekirse ne söylemeliyiz ? ; Reklamveren ve Reklam ajansının arasındaki iş ortaklığı iyi ve kaliteli reklam fikirlerine bağlıdır. ‘’İyi bir reklam fikri‘’nin ne olduğu veya nasıl olması gerektiği tartışmalı bir konudur. Sadece reklamverene ‘’iyi'’ görünmeyen, yeterli satış davranışı yaratmayan, copy testlerde ya da diğer araştırma ölçümlerinde kötü performans veren veya reklamverenin satış elemanlarının ve müşterilerinin sevmediği bir reklam fikri gerçekten ‘’kötü'’ müdür? Herkesin ayrı bir değerlendirme kriterine sahip olduğu bu konuda son söz hakkı sadece reklamverene aittir.
Ayrılıkların yaşanmamasının temelinde, reklamverenin kriterleri doğrultusunda ‘’iyi'’ reklam fikirleri üretmek yatar. Reklamveren ödediği paranın karşılığında hem aldığı iş hem de işi alış şekli olarak tatmin olmalıdır. Örneğin işin teslim zamanı reklamveren açısından önemli bir kriterdir. Burada yine reklamverene düşen önemli rol, reklam ajansından ne istediğini tam olarak anlatmasıdır. Reklamverenin ve reklam ajansının ortak çalışması sonucu, ihtiyaç duyulan servisler belirlenip problemler ortadan kaldırılabilir.

ReklamGiy: Anekdot: blueblip hizmeti

ReklamGiy: Anekdot: blueblip hizmetiBlueblip, cep telefonu başta olmak üzere her türlü mobil cihaza bluetooth vasıtasıyla otomatik içerik gönderen bir hizmettir.

Bu hizmet sayesinde cep telefonlarının Bluetooth özelliğini aktif eden kullanıcılar video, muzik, oyun vs.. gibi içeriklere ücretsiz sahip olmaktadırlar. Reklam sektöründe kullanılan blueblip, firmaların hazırladıkları içerikleri izinli olarak belli bir alan içerisindeki tüm kullanıcıların cep telefonlarına hızlı bir şekilde ulaştırılmasını sağlar. Bu yöntem sayesinde otobüs duraklarındaki billboard’lardan firmanın reklam filmini izlemek, hazırladığı oyunu oynamak, müziğini indirerek daha sonra dinlemek mümkün olmaktadır.

Dünya genelinde bir çok tanıtım kampanyasında kullanılan bu hizmet, Türkiye’de Anekdot ile ReklamGiy‘in işbirliği sayesinde artık üniversite kampüslerine de ulaşacakmış. ReklamGiy öğrencileri yürüttükleri çalışmalarda blueblip vericileri taşıyacaklar ve böylece firmalara mobil ortamda iletişim şansı vereceklermiş.

Markaların üniversite kampüslerine girişini kolay ve interaktif yoldan çözen bu iş birliği, hem hedef kitleyi hem de reklamvereni memnun edecektir. Markalar çok daha yaratıcı sunulma şansı bulup, öğrencilere etkili kanalla mesajını iletecektir.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Hedef kitle ve renk trendleri

Sektörlerin iletişiminde kullanılan alışılagelmiş renkler var. Mesela bankacılık sektöründe öncelik güven olduğu için genellikle lacivert gibi koyu renkler tercih edilirken, otomotiv sektörü söz konusu olduğunda otomobilin özelliklerine göre renk seçiliyor; örneğin spor bir model ise, kırmızı gibi hıza dair, heyecan uyandıracak renkler tercih ediliyor. Gıda sektöründe, tüketilen herhangi bir gıdanın rengi, yani insanlarda iştah uyandıran sarı, turuncu, kırmızı gibi renkler daha etkili olabiliyor. Kısacası, hedef kitlenin ne hissetmesi istendiğine karar verilip bu doğrultuda renk seçiliyor. Renk seçimi dönemsel olarak da değişiklik gösterebiliyor. Yani kesin kurallar yok. Mesela son zamanlarda turuncunun ‘trend’ olmasıyla birlikte her sektörde turuncuya rastlar olduk. Turuncunun çok fazla kullanılması bazı markaların bilinirliğini artırırken bazı markalara fazla bir şey katmayabiliyor. Örneğin A markası turuncuyu doğru frekansta kullandığı için, turuncu insanlarda A markasının renk kodu olarak yer ediyor. Böylece başka markalar aynı rengi kullansa da turuncu ‘ A ‘ markasını hatırlatıyor. Çok basit bir kaç örnek vermek gerekirse; Bonus Card ‘ın yeşili, World Card ‘ın moru, İdeal Kart ‘ın turuncusu, en doğru örnekler olacaktır. Kısacası hedef kitlenizi belirlerken, renklerin trendlerine çok aldırış etmeden, kendi kitlenizi doğru renk ile doğru frekansta yakalamak en dikkat edilmesi gereken durumdur.

Converse - göz teması



Yaklaşık bir asırlık performans ayakkabısı markası Converse’in tüm dünyada değişen anlayışıyla beraber Türkiye için yürütülen kampanya da ürünlere farklı bir bakış açısı ile yaklaşmış. ‘’ Just rubber and canvas ‘’ olarak tanımlanan ürünlerdeki bu sadeliği çıplaklık ile bütünleştirmişler. Hazırlanan ilanlarda spor dünyasının klasiği Converse’i yeniden konumlandırmışlar. Converse’ i hayatın çeşitli anlarına yerleştirerek ürünün ve markanın özelliklerini bu konsept çerçevesinde farklı bir dilde anlatmışlar. Yine bu özgürlüğü çıplaklıkla resmederek ‘ Sırt Masajı ‘ ile ürünün rahatlığını, ‘ Göz Teması ‘ ile çekiciliğini, ‘ Dikbaşlı ve Özgür ‘ ile kullanıcısına yüklediği kişiliği, ‘ Yıldızların Altında’ ile prestijini, ‘ Yer Çekimi ‘ ile markanın gücünü, ‘ Arkana Bakma ‘ ile yarattığı özgür irade ve tüm bu özelliklerin hedef kitleyi nasıl konumlandırdığı çok güzel bir dilde anlatılmış.
Renklerindeki canlılık açık açık ortaya konulmuş ve başarılı bir sunumla hedef kitle ilgi merkezine odaklandırılmış. Karşıt Nokta reklam ajansını ve tüm ekibi tebrik ederim.

Kahve Satmanın İncelikleri

Başlıkdan da anlaşıldığı gibi üzerinde durmak istediğim marka Starbucks‘tır. Starbucks aslında çok basit ve uzun yıllardır yapılan bir iş yapmaktadır, yani kahve satmaktadır. Kahve satmak konusunda yapmış olduğu tek yenilik dünyanın her yerinden çok çeşitli kahveler satması olabilir belki ama insanları sabah işe gitme telaşı içinde bile uzun kuyruklara sokabilen neden bu değildir. Kuyrukta bekleyen insanların hepsini bağımlı gibi görürsünüz. ‘’Delirmiş mi bu insanlar ‘’ diye içinizden geçirirsiniz. Hatta bazılarımız sıraya bile geçer. Peki ama nedir bunun sebebi ? Starbucks’ ın sunduğu gerçek değer ortamıyla, müziğiyle ve kahve kültürü konusunda sunduğu bilgilerle ‘ Ben kahveden anlıyorum ‘ hissini yaşatmasıdır.
Özgür Alaz’ın internet sitesinde yer almış olan başlık; Starbucks 100 milyon dolarlık reklamı nasıl bedava yapıyor? sorusunun cevabı da ‘ Ben kahve işinden anlarım ‘ mesajını vermek isteyen tüketiceler sayesinde oluyor. Sen bu işi biliyorsun starbucks !

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Bloglar - markalar - reklam ajansları

Son zamanlarda internetin gözdesi hiç kuşkusuz blog siteleri. Bunun en önemli sebebi hızlı, pratik ve kolay bir yapıyla hazırlanabilinir olmalarıdır. Bloglar kişilerin özel yorumları, görüşleri ve bazen video ya da ses dosyaları içeren internet günlükleri. Internet’de yaklaşık olarak 12 milyon blog sitesi var, ve bunlara her gün 40.000 tane daha eklendiği tahmin ediliyor. Bu günlüklerin çoğu nadiren okunsa da popüler olanları çok sayıda kişiye hitap ediyor ve onların okuyan kitleler üzerinde ciddi etkiler yaratabiliyor. Sürekli güncelleniyor olmaları ise arama motorlarında üst sıralarda yer almalarını sağlamaktadır. Yani arama motorlarında şirketlerin kurumsal sitelerinden bile üst sıralarda yer alabiliyorlar. Bu durum da şirket sahiplerini telaşlandırmaya başladı, çünkü blog içeriğindeki negatif yorumlar markaları tehdit ediyor diyebiliriz. Google.com ‘ın sahip olduğu blogger.com bu hizmeti sağlıyor. Hem bedavaya blog sitesi açtırıyor hem de daha kolay bulunabilir halde html dosyalarının kaydedilmesini sağlıyor. Her güncelleme yapıldığında üst sıralarda çıkma ihtimali de artmış oluyor.

Bu gidişle, her markanın blog departmanı oluşmaya başlayacaktır. Buna mecburlar. Ya da bir zamanlar McDonald’s ‘ın yaptığı gibi tüketicinin ağzındanmış gibi gösterilen bloglar türeyecektir. Kesinlike tepki alırlar, çünkü anahtar kelime ‘’samimiyet‘’. Bu durum, reklam ajansları içinde önemli bir durum ki, bir kaç reklam ajansı blog departmanlarını oluşturmaya başladı bile. Blogların pazarlama açısından en önemli özelliği şirketlere tüketicileriyle doğrudan bağlantı kurabilecekleri bir platform sağlaması. Bu şeklide tüketicilerin geribildirimini alması kolaylaşıyor ve hızlanıyor. Takip edip, göreceğiz…

Müşterilerinizi sonsuza kadar nasıl elinizde tutarsınız ?

20 yılı aşkın deneyime sahip olan İş ve Yönetim Danışmanı Phyllis Sheerin Ross, “Müşterinizi Sonsuza Kadar Nasıl Elinizde Tutarsınız?” başlıklı makalesinde, iş ortaklığının önemine değiniyor. Bunu sağlamak, her gün sıradan bir telefon görüşmesi yapmak kadar kolay olabilir: “Müşterinizi her gün arayın. Her sabah aynı saatte arayın. Merhaba demek için arayın. Yoklamak için arayın. İşlerin nasıl gittiğini sorun. Bugün ona yardım edebileceğiniz bir konu olup olmadığını sorun. Onun cephesinde ne gibi yenilikler olduğunu sorun. Kendi cephenizdeki gelişmeleri paylaşın. Sohbet edin! Hatta birlikte gülün! Unutmayın, o sizin iş ortağınız. Hemen yan sokaktaki müşterilerimin yanı sıra West Coast’ta bulunan müşterilerimi de her sabah arardım. Günlük telefon görüşmelerinin, potansiyel sorunları ortadan kaldırmak adına mükemmel bir yöntem sunduğunu keşfettim. Müşterilerinizle her gün konuşursanız, cuma günü geldiğinde tatsız sürprizlerle karşılaşmazsınız.”

Phyllis Sheerin Ross ‘un bahsi geçen makalesini okurken zevkten dört köşe olduğumu söyleyebilirim. Hemde iletişim sektöründen biri olarak değil, normal bir tüketici olarak. Kendimi reklamveren gibi bile hayal etmedim. Çünkü bu ilgiye biz tüketicilerin ihtiyacı var. Alışveriş yaptığım bir marka, bana her zaman sonsuz samimiyet göstermeli ki, ben de tercihlerimden memnun kalayım. Biz insanların, iletişim kanalları ile yayılan sayısız mesajlar arasından yaptığı tercihler, hiç bir zaman ‘’ kusursuz memnuniyet ‘’ sağlayamaz. Tercihlerimizi yaptıktan sonra biraz yorum ve düşüncelere ihtiyaç duyarız. Bazen de bize soru sorulmasını isteriz. Olumlu sorulara olumlu cevaplar vermeyi ümit ederiz.
Reklam Ajansları, iş arkadaşlarını yani reklamverenleri acaba her gün arıyorlar mı ? Onlarla sohbet edip, kat ettikleri yolları birebir paylaşıyorlar mı ? Yeniliklerin ne olduğunu ve nasıl olması gerektiğini tartışıyorlar mı ?
Yoksa son dakika, iş işten geçince başarısızlıklarını bir de sesli olarak anlatmak için mi arıyorlar ?..
Hangi sektörden olursa olsun, müşteriler bizim iş arkadaşlarımız. Onlara karşı sorumluluk hissetmeli, devamli iletişim içinde olmalıyız.

Argo Kullanma Klavuzu

Argo; bir toplumda genel kullanılan dilden türemiş olan, kendi sosyal çevresiyle sınırlı yaşayan ve toplumun geri kalan kesimlerinden ayrılmak ya da korunmak isteyen bir grubun benimsediği, kendine özgü sözcük ve deyişlerden oluşan özel bir dil. Eski zamanlarda dilenci, serseri ve hırsız grupların kendi aralarında konuştuğu gizli bir dil olarak kullanıyormuş. Günümüzde ise, argo her kesimden insanın hayatının bir parçası olmayı başarmıştır. Medyadaki diziler, reklamlar, sunucular, şarkılar ve şov programları artan bir hızla yeni argo kalıpları günlük konuşma dilimize sokuyorlar. Genelde bir espri unsuru yaratmak, izleyicinin ilgisini çekmek için tüm iletişim araçları tarafından sıkça kullanılıyor.

Peki ama neden kullanılıyor ?
Argo kullanımının temel nedenleri; farklı olmak, dikkat çekmek, ciddiyeti azaltmak, samimiyeti artırmak, diğerlerini dışlamak, gizli ve gizemli olmak, dili zenginleştirmek ve eğlenceli hale getirmek diyebiliriz. Argonun çeşitleri oldukça fazla, fakat benim ilgilendiğim konu medya tarafından bize yansıyan, bizi hedef kitle gören argo çeşitleri. Hemen düşünmeye başlayalım !..

Oğlum sen light’sın ! - Oha falan oldum - Kırıcan mı belimi - Baba nbr - Kal geldi - Çüş falan oldum - JanJanlı - Kanka, Kanki - Alemlere akalım - hacı naber - kımıl kımıl vb…

Şimdi, bahsi geçen argo kelimeler ve deyişleri teker teker düşünün. Hepsi birer marka ve ürünün daha samimi bir hava yaratmak için kullandığı ve içeriğine ekleyip, bilinirliğini artırma politikasından başka bir şey değildir. Hepsi dönemsel olarak hayatımızda var oldular ve olmaya devam edecekler. Bunlara yenileri de eklenecek ve Türkçe’yi bozduğu tartışmalarını gündem konusu haline getirecek. ‘’ Yahu bırakın argoyu arada kullanalım, robot gibi mi yaşayacağız ‘’ naraları atılacak. Yani herkes memnun kalacak bu durumdan, çünkü samimiyet daha hoşlarına gidecek. Reklamlarımız argo cenneti olsa da, güldürecek. Ne diyelim !
Akalım reklamlara baba !

Mobil Rekabet Piyasası ve Projeler

Nokia Fotoğrafçının gözünden

Teknoloji her geçen gün gelişimine devam ederken, mobil reklamcılık da kendine bu durumdan büyük paylar çıkarıp yeni mecralarda yeni projelerle hayatımıza girmeye devam ediyor. Günümüzde cep telefonları ile fotoğraf çekmek, video kaydetmek sanıldığından çok daha kolay bir hal almış durumda. Cep t

elefonu üreten firmalar zamanla yeni ürünlerinin tanıtımı için yeni projeler denemeye devam ediyor. Her ürün için hemen hemen bütün reklam mecralarında boy gösteriyor ve marka bilinirliklerini en üst seviyede tutuyorlar. Son zamanlarda halkın içine biraz daha girerek, müşteri memnuniyetini gözler önüne sermek istiyorlar. Kendi teknolojilerinin ne kadar geliştiğini ispatlamak için benzer projelere başvursalar da daha kalıcı bir ürün tanıtımı uygulaması sergiliyorlar.
Örnek olarak, Nokia yeni projesi “Fotoğrafçının Gözünden” ile ünlü fotoğrafçılara fotoğraf çekmenin keyfini Nokia 6630 ile yaşatıyor. Sanatçılar kendilerine verilen 1.3 megapiksel kamerası ile günümüzün GSM pazarına sunulmuş en gelişmiş kameralı telefonlarından biri olan Nokia 6630 ile farklı bir deneyime imza atıyorlar. Peki ya diğer markalar ? Mesela ‘’Sony Ericsson K750i Objektifinden Dünya Sergisi‘’ adlı proje Sony Ericsson ve FFC iş birliği ile gerçekleştiriliyor ve yine tanınmış fotoğrafçılara verilen telefonlar ile çekilmiş fotoğraflar için bir sergi düzenleniyor. Yani bu markalar diyorlar ki; ‘’ biz geliştik ve profesyoneller bizi deniyor, sonuçları görün kararı siz verin'’. Tüketiciye doğrudan ulaşıyor ve başarılarını ispat ediyorlar. Internet destekli bir çok proje fikirleri geliştiriliyor ve sunuluyor. Bence çok da iyi yapılıyor. Zamanla cep telefonundan daha iyi fotoğraf çekme konulu eğitimler ünlü fotoğrafçılar tarafından bile verilebilinir.
Üretici firmalar, eminim çok daha yaratıcı projeler ile karşımıza çıkmaya devam edeceklerdir. Geçenlerde dikkatimi çeken bir diğer proje bu ‘’ daha yaratıcı ‘’ tanımına açıklık getiriyor. ‘’ First Time Mobile Filmmakers ‘’ adlı projeye katılımlar devam ediyor. Sınırlı sayıda ülkeden katılımların kabul edildiği yarışma hayli ilgi görmüş durumda. Böylece cep telefonunuzla film çekmek daha bir anlam kazanmaya başlıyor. Sözün kısası yaratıcı projeler geliştiriliyor ve başarılı bir şekilde uygulanıyorlar. NOT : Düşüncelerimi yazarken, aklımı kurcalayan marka ‘’ Apple ‘’ oluyor. Yaratıcılık ve görsel alanlarda çok başarılı olan bir markanın cep telefonu pazarına girmesini arzuluyor. Çok daha iyi fotoğraf çekebilen, çok daha iyi video kayıt yapabilen belki de isimlerinin ‘’ Imob'’ olabileceğini düşündüğüm parlak renkli cep telefonları. Farklılık yaratmak için sanki en güzel zamanları diye düşüyorum. Ne diyeyim, bu da benim fantezim !

Ben Q - CeBIT Bilişim Eurasia 2005

Ben Q Cebit reklamlari

CeBIT Bilişim Eurasia 2005 fuarındaki standları gezerken Türkiye Futbol Ligi’ nin 3 büyükleri olarak bilinen Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe takımlarının forması giymiş 3 kişinin ellerinde pankartlarla bana doğru geldiklerini gördüm. O kadar kalabalık içinde dikkatimi çeken bu formalı şahısların ellerindeki pankartlarda Ben Q markasının basılı reklamı vardı. BenQ Dijital Projektörlerinin tanıtımını yapan bu kişiler fuar boyunca gezinip durdular. Tabii her geçtikleri noktada fuar ziyaretçileri tarafından farkedildiler.

Türkiye genelinde sevilerek takip edilen futbol takımlarının, farkındalık yaratması için bir çok marka tarafından kampanyalarına dahil edilmelerine örnek teşkil eden canlı canlı bir uygulamaydı.

Ne dersiniz ? yoksa çok mu kurnazca ?

Halı Arabesk Sektörü

Türkiye’ de halı sektörü ne kadar hareketli ve neşeli gözüküyor değil mi ?
Televizyon’da her kanalda bir halı reklamı bize türküler söylüyor, halay çekiyor, taklalar atıyor. Zevkten dört köşe bir şekilde indirim ve kampanyalarını tüketiciye duyuruyorlar. Hatta bazıları o kadar neşeli ki, indirimlerinden bahsederken anlamsız anlamsız espriler bile yapmak zorunda kalıyorlar. Aslında hepsi boş yere para harcayıp duruyorlar. Eminim onlar bizim gelişi güzel yazılmış reklam senaryolarına kahkahalarla güldüğümüzü ya da kullandıkları ünlülerin her zamankinden daha komik olduklarını sanıyorlar. İnanın bana hata ediyorlar…

Aslında hepsi tek kelime ile ÇÖP !

Merinos - Merinos Halı ( İbrahim Tatlıses ) :

İbrahim Tatlıses zaten kendine özgü Tv programında (İBO SHOW), konuşması ve tavırlarıyla izleyicinin bildiği yakından tanıdığı ve takip ettiği bir ünlüdür. Durum böyle iken neden ayrıca Tv reklamı yapma ihtiyacı duyarsın ki ? zaten var olan ve başarılı izleme ratingleri alan bir show programını yakalamışsın, ne diye bir daha bağıra bağıra aynı şeyleri tekrarlıyorsun ? İbrahim Tatlıses, programında senin reklam filminde yaptığın esprilerin daha iyisini yapar, markanı daha çok sattırır.

Padişah Halı - Merinos Halı ( İzzet Yıldızhan ) :

Yine aynı şirket ( Merinos ) kendilerine ait Padişah halı markasında İzzet Yıldızhan’ ı kullanıyor. Yine aynı konsept ve gelişi güzel arabesk show esprileri. Babadan oğula geçen halıcılık falan filan… Bize ne bundan ? sonuçta sen de merinos halı’ nın bir parçasısın. Yoksa sadece İzzet Yıldızhan sevenleri için mi bir halı üretiliyor da bizim haberimiz yok ? Aynen birinci de olduğu gibi zatan bildiğimiz şeyi bize boşuna para harcayarak anlatıyorlar.

Saray Halı ( Mehmet Ali Erbil ) :

Mehmet Ali Erbil’in sunduğu ‘’Ah Kalbim'’ adlı eğlence programına sponsor olarak en iyi işi yapan, satış grafiklerini artırmalarına rağmen, neden bir daha Erbil’ in klonlanmış halini aynı konseptde müşterine sunarsın ki ? Zaten başarılı bir seçim yapmışsın ve programın en fazla sözü edilen markası olarak yerini almışsın, bir daha neden bize biraz daha komik olarak geri dönmek istiyorsun ?

Bu yazıyı yazarken ben de her halı markası için yapılanı yapmış gibi hissediyorum. Sanki hep aynı şeyleri tekrarladım durdum. Çünkü halı sektörünün bu kadar zayıf ve gelişi güzel tanıtılmaması gerektiğini düşünüyorum. Boş yere harcanan paralara acıyorum. Harcanan emeklerin marka imajına anlamsız değerler kattığını düşünüyor ve buna birilerinin dur demesinin gerektiğini hissediyorum.

Dikkat ederseniz, evine halı sokanların sayısı gittikçe azalıyor. Bunun sebebi kesinlikle farklılaşamayan, misyon - vizyon takıntısıyla zamanını harcayan gelişi güzel pazarlama stratejileridir. Evinde halı kullanan insanlar alışmış oldukları için 15 ay taksitle halı alıyorlar. Belli bir kesim ise Avrupa halılara yöneliyor, evine daha yenilikçi, daha özgün kullanabilecekleri halıları seçiyorlar. Üstelik normal bir makina halısına göre 5 kat daha fazlasını ödeyerek…

Markaların Kimlik Stratejisi

NikeID Converse ONE

Önümüzde olana kolay yoldan ulaşmak, farklı olmak istemek, özgün olmak istemek, var olanı kesip biçmek ve sonucunda yepyeni bir şey ortaya çıkarmak. İşte bu maddelerin birleştiği noktada markalar varlıklarını göstermeye başladı diyebilirim. Artık müşteriler ürünlerin üzerinde oynamalar yapabildiği gibi onlara birer kimlik de verebiliyor. Yeni trendleri takip eden tüketiciler, kendi ayakkabılarını tasarlamaları için teşvik ediliyor. Sonrasında müşteri ve marka arasında bağlar sağlamlaştığı gibi, eğlenceli bir marka ortaklığı başlıyor.

Bahsettiğim bu stratejiyi uygulayan 2 marka gözüme çarptı. 1- Nike ID
2- Converse ONE Çok etkili ve akıllıca!

VW Passat : 120 not-so-standard features

VW Passat 120 film

Yeni VW Passat’ ın tanıtımı için hazırlanmış internet sitesinde birbirinden güzel 120 adet film bulunmakta, kesinlikle izleyin. Yeni Passat’ ın teknik özelliklerini alışılmışın dışında sunma fikri oldukça hoşuma gitti diyebilirim. Filmlerin kısa süreli olması ve farklı yaklaşımlarla ortay

Turnike Reklamları

Chicago şehir merkezinde milyonlarca insanın gün içersinde transit sistemi kullanmak için reklamları geçmek zorunda kaldığını ve bunun için sıraya bile girdiğini biliyor muydunuz ? tabii ki bunu zorla yapmıyorlar. Turnikelerin demirlerine giydirilmiş marka görseline dokunup geçen insanlar, hem verilen mesajı alıyor, hem de her zaman yaptıkları gibi yollarına devam ediyorlar.
Monster Media ‘nın patent sahibi olduğu bu fikir, yaklaşık 7 yıl önce sahiplenilmiş ve Amerika dışında 14 ayrı ülkede de uygulanıyormuş.

Turnike Reklamlar

Turnstile AdSleeves adı verilen bu uygulama, düşününce beklenildiğinden fazlasını verebiliyor diyebilirim. Özellikle metro, stadyum, sinema vb. gibi mekanlarda oldukça etkili olabileceği önceki referanslarla kanıtlanmış. Zekice olduğu kesin. Ne dersiniz ?

Ayrıca, buna benzer bir fikir olan MediaRails yani yürüyen merdivenlerin parmaklıklarına giydirilen reklamlarında son derece etkili ve yeni trend reklamlar olduğu biliniyor.

Audi : Bulmacalı Reklam

Audi S4 Bulmaca

Audi, 18 Aralık Pazar günü New York Times Magazine‘ de bulmaca severlere hoş bir süpriz yaptı. McKinney ajansının uygumaya başlattığı bulmaca fikri, Audi’ nin hedef kitlesi olan zeki, yenilikçi ve bağımsız kişilerce gayet hoş karşılandı denilebilir.

Tüketiciyi hem bulmaca çözerek eğlendirip hemde Audi S4 hakkında detaylı bilgi verme fikri gerçekten takdir edilecek bir kurgudur. Bulmacada yer alan bilgiler tam olarak Audi kaynaklı olmasa da, her otomobil kullanan insanın zevkle çözeceği zorlukta tutulmuş. Daha da fazla bilgiye ihtiyaç duyanların ise başvurduğu tek kaynak Audi ‘ nin internet sitesi.

Zekice…

Skype : Win a Conversation with Coldplay

Skype coldplay

Skype, Coldplay grubunun yeni single’ı için “Win a Conversation with Coldplay” adında bir pazarlama kampanyası başlattı. 28 Şubat tarihine kadar sürecek kampanyanın (yarışmanın) kazananı, Coldplay grubu ile Skype programı yardımıyla canlı canlı konuşabilecek. Kazanmak için ise tek yapılması gereken, grubun en hoşuna gidecek mesajı bırakmaya çalışmak. (Skype voicemail message)
Coldplay grubu, kendilerine bırakılan mesajları dinleyip, kararı verecekler.

Çok zekice…

BMW Audio Books

BMW Audio Book

BMW markası akıllı bir girişimle Audio Book (sesli kitap) uygulamasına başvurdu. Bu uygulama için tasarlanmış olan micro sitede iki haftada bir ziyaretçilerin yenisini indirebileceği kısa hikayelerden oluşturulmuş sesli kitaplar sunuluyor. Hedef kitlesine farklı deneyimleri yaşatmayı çok iyi beceren BMW markası, bundan önceleri de BMW Films uygulaması ile adından bolca söz ettirmişti.

Şimdilik sadece Don WINSLOW’ un “Beautiful Ride” adlı kitabı aktif durumda olması, uygulamayı takip edeceklere gelecekte aktif olacak hikayeleri merak ettirmeyi başarıyor. Yaklaşık 52 dakikalık sesli kitapların bazılarının çocuklara uygunsuz olabileceği uyarısı da yapılmış. Mp3 formatındaki sesli kitapları bilgisayarınıza indirip, dilediğiniz her yerde dinleyebilirsiniz.

FedEx: Just in Time

Piyasada ben de varım diyen tüm kargo şirketleri, reklam kampanyalarında çoğunlukla zaman kavramının üstüne kurulu konseptlerle müşterisinin karşısına çıkarlar. Müşterisine zamanın ne kadar değerli olduğunu anlatır, onlara en çok kendilerinin yardım edebileceğinden bahseder dururlar. İşte bu duruma farklı ve çekici bir bakış açısı katmış FedEx firması ve “just in time” adlı interaktif uygulama var karşımızda!
DM9 DDB, Brezilya tarafından FedEx için hazırlanan interaktif kampanya oldukça dikkat çekici ve başarılı diyebilirim. Zaman kavramının önemini dile getirmeye çalışan ve FedEx’ in zamanı doğru kullandığını savunan fikir için kargo kutularının elden ele verilmesi ile oluşan bir saat yaratılmış.

Hem eğlenceli hem de yaratıcı olan bu çalışma Cannes Lions 2005‘ de ödül almayı da başardı.

FedEX Just in time

Da Vinci Şifresi ve Sony Ericsson

Dünya genelinde büyük ilgi gören Da Vinci Şifresi filmine iletişim sponsoru olan Sony Ericsson, gerçekleştirdiği etkileşimli pazarlama projesi ile katılımcılara film için binlerce bilet, Paris seyahatleri, Sony Ericsson cep telefonları ve indirim çekleri hediye ediyor. Bu projede e-posta, Web, SMS gibi bir çok pazarlama kanalının bir arada kullanılabildiği bir yapı oluşturdu. Çok da güzel kurgulandı ve hedef kitleye sunuldu.

Da Vinci Sony

Beklenen tarih geldi ve tüm Da Vinci Şifresi sevenler ilk günden sinema salonlarını doldurdu. Film öncesinde Sony Ericsson tarafından uyarıldılar. Sony seyircilere bir soru sordu ve filme entegre edilmiş bir bulmaca başlattı. Bu sayede hem kurgulanan proje zevkle takip edildi, hem de film senaryosuna bütünleşik mükemmel bir uygulamaya şahit olundu.

Soru:

Robert Langdon ve Sophie Neveu, bir gencin Sony Ericsson telefonunu kullanarak araştırmalarında önemli bir ipucu elde ederler. Bu sahne nerede geçmektedir?*

A) Araba B) Tren C) Otobüs

Da Vinci Şifresi filminde Sony Ericsson kullanılan sahneleri dikkatlice izlerseniz siz de kazanabilirsiniz! Yapmaniz gereken tek şey yukarıdaki sorunun dogru şıkkını ve adınızı, soyadınızı ve yaşınızı aralarda birer boşluk bırakarak yazıp, 0505 944 19 99’a göndermek.

Harika!

Linens Evlilik Listesi

Türkiye’de ve Avrupa’da markalaşma yolunda hızla ilerleyen LINENS‘ den dikkat çekici bir hizmet “Evlilik Listesi“. Yeni evlenecek çiftlere özel kurgulanan bu hizmet, aynı düğün hediyesinden birkaç tane olmasın, ihtiyacım olmayan ya da zevkime uymayan hediyeyi ben ne yapayım diyen çiftlere büyük kolaylıklar sağlamayı amaç edinmiş.

Yeni evlenecek çift, Linens XL Bakırköy ya da Linens XL Cevahir mağazalarından birine gidiyor ve kendilerine bir evlilik listesi hazırlatıyorlar. Listeye diledikleri ürünleri ekletiyorlar. İhtiyaçlar belirlenip, liste tamamlandıktan sonra Linens yetkilileri düğün veya nikah davetiyesiyle birlikte gönderilecek kartları hazırlıyor. Çifte özel hazırlanan kartlar, davetiyeyi alan yakınları Linens mağazalarına davet edip, hazırlanan listeden haberdar ediyor.

Linens

20 Haziran 2006 - 30 Eylül 2006 tarihleri arasında devam eden “Evlilik Listesi” hizmeti, yeni evleneceklere ve onların yakınlarına mantıklı sebepler sunmayı başarıyor. Durum böyle olunca da herkes daha mutlu oluyor. Linens de marka bilinirliğini iki katına çıkarmış oluyor.