Haberler ve Gelişmeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haberler ve Gelişmeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2008 Cumartesi

Açıkhava Reklamcılığında Mayo Sorunu


Açıkhava Reklamcılığında Mayo Sorunu

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yeni ürünlerinin reklamını yapmak isteyen mayo firmaları, açık hava reklamları ve bilboardlar ile yapmak istedikleri reklam çalışmaları için belediyeden izin alma sorunu yaşadıklarını iddia ederek yaşadıkları reklam krizini dile getirmişlerdi.

Mayıs Ayı ortasında New York’ta C40 Büyük Kentler İklim Zirvesi’nin Yenilenebilir Enerji Sistemlerini Benimsemek konulu panelinde “Kısıtlamamız Yok” şeklinde açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da, İstanbul'da belediye tarafından kiralanan bilboardlarda mayo reklamlarına izin verilmemesi iddialarına cevap vererek kendilerine mayo reklamı başvurusu yapılmadığını söyledi. Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nce "Ahlak kurallarına aykırı" bulunduğu gerekçesiyle mayo firmalarının başvurularının dikkate alınmadığı iddiası belediyeler ile mayo firmalarını karşı karşıya getirdi.

“Yasaklayıcı ve kısıtlayıcı bir karar bulunmamaktadır”

Saraçhane'deki belediye binasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanı Ahmet Faruk Yanardağ, mayo reklamlarının billboardlarda yer almasıyla ilgili herhangi bir yasağın bulunmadığını ifade ederken bugün de yönetmeliklere göre hareket edildiğini vurguladı. Firmaların reklam vermek için Büyükşehir Belediyesine bağlı Kentsel Tasarım Müdürlüğüne başvurularını yaparak reklam fotoğrafı örneklerini gönderdiklerini anlatan Yanardağ, Kentsel Tasarım Müdürlüğü bünyesindeki komisyon tarafından yönetmeliğe göre örnekler arasından karar verildiğini belirtti.

Yanardağ, billboard ve reklam panolarını kiralayan ajanslara mayo reklamı alınmaması konusunda bir talimat verilmediğini de dile getirerek, hangi reklamların alınıp hangilerinin alınmayacağına, billboard ve reklam panolarını kiralayan şirketlerin karar veremeyeceğini bildirdi. Büyükşehir Belediyesi Reklam ilan ve Tanıtım Yönetmeliğine göre ahlaka aykırı bulunan bazı reklamlar için komisyon tarafından başka örnekler istenebileceğini söyleyen Yanardağ, ''Tepki çekebilecek reklamlar olabilir. Bunun için firmalardan birden fazla örnek istiyoruz. Komisyon, aralarından seçimi yönetmeliğe göre yapar. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, özellikle mayo reklamlarıyla ilgili yasaklayıcı ve kısıtlayıcı bir kararı bulunmamaktadır. Haberlerde bahsi geçen firmaların Büyükşehir Belediyesi’ne bu yıl içinde yapılmış bir müracaatları olmamıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili birimleri işlemlerde prosedüre uygun davranılmasını gözetmek zorundadır. İçeriği ne olursa olsun prosedüre riayet etmeyen (izinsiz kullanan) firmaların uyarılmasını, yasaklama olarak değerlendirmek insafla bağdaşmamaktadır. Geçen yıl Ay Yıldız firmasının bu yöndeki talebi Kentsel Tasarım Müdürlüğünce uygun mütalaa edilmiş ve 2006-2007 takvim yılı süresince geçerli olduğu kendilerine bildirilmiştir. Ayrıca Sunset Swimwear firmasının geçen yıl Mayıs ayında Bakırköy ve Bağdat Caddesinde Boyner'e ait bina cephesine konulmak üzere yaptığı müracaatı olumlu karşılanmıştır. Yine Sunset'in 2 Mayıs 2007'deki müracaatı da uygun kabul edilmiştir.''

“Reklam Yapmak Bizim En Doğal Hakkımız”

Konuyla ilgili Sunset Mayo, verdiği yazılı açıklamada 2007 yılı mayo görsellerini sergilemek üzere 02.05.2007 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürlüğü komisyonuna başvurduklarını dile getirerek ilgili komisyonun sunulan bazı mayo görsellerini Türk toplum genel ahlak yapısına uygun görmeyerek geri çevirmiştir şeklinde açıkladı. Bikini, mayokini gibi daha “açık” olarak adlandırılan görsellerin yerine daha kapalı mayo modellerinin tercih edildiğini belirten yetkililer 2000 kişiyi istihdam eden ve Avrupa ile Amerika’nın en önemli ülkelerine ihracat yapan bir firma olarak ürettikleri ürünleri sergilemek, bu ürünlerin reklam ve tanıtımını yapmaktan daha doğal bir hakları olmayacağını savundu.

Mayo olarak, tasarlanan ürünlerin tanıtılması için komisyon tarafından belirlenen kriterler baz alınarak minimum dekolte ve açıklık ile sergilenen fotoğraflarını şu an billboard ve duvarlara koymuş bulunduklarını belirttiler. Yapılan açıklamada Sunset, ayrıca asılan posterlerin ön plana çıkartmak istedikleri ürünlerin, en önemli ürünleri de olmadığı vurgusunu yaptı. Bu ürünlerin belediye tarafından belirlenen “Türk toplum genel ahlak yapısına uygun (!)” fotoğraflar olduğunu aktaran yetkililer; 17 Mayıs 2007 tarihli Akşam gazetesinde yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Müşaviri Ahmet Faruk Yanardağ’ın yapmış olduğu açıklamaya değinerek yalnızca SUNSET firmasının başvurusu olduğu ve olumlu yanıt verildiği bilgisinin yer aldığı aktarılırken, Sunset firması yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, bu olumlu yanıtın kendilerine bildirilmemiş olduğunu ve 17 Mayıs sabahı bu durumu internetten öğrendikleri açıklaması yapıldı.

Sunset yetkilileri, kendilerinin alınan izni gazetelerden ve belediyenin web sitesindeki açıklamalardan öğrendiklerini belirtti. Halen Bakırköy İncirli Boyner ve Bağdat Caddesi Boyner binaları üzerinde açık hava reklamlarının yer aldığını açıklayan firma, ürünlerinin ve reklamlarının arkasında olduğunu ve posterlerini asmaya devam edeceklerini ekledi.Ayrıca Sunset Mayo, Büyükçekmece E-5 kara yolu üzerinde bir binanın iki yüzüne “One way vision-cam grafik” uygulaması ile mayokinili reklamlarına da onay aldıklarını açıkladı.

Yapılan açıklamada bu uygulamanın örnek teşkil etmesini ve sektörün önünü açması dileklerinde bulunan Sunset yetkilileri, tüm mayo firmalarının gerçekleştirdiği kampanyaları desteklediklerini, Batılı Türkiye için kavgasız ve polemiksiz reklam ortamlarının yaratılmasını istediklerini bildirdi.

Ayyıldız: “ Son derece rahatsızız.”

Öte yandan Ayyıldız Firması tarafından yapılan yazılı açıklamada bu yıl firmalarının bilboard çalışmaları için herhangi bir bütçe ayırmadığı ve bu nedenle kendilerinin herhangi bir talepte bulunmadığı bildirildi. Ayrıca daha önce de outdoor çalışmalarında herhangi bir sorun yaşamadıkları açıklaması yapılarak konu ile ilgili basına verdikleri demeçlerle bazı firmaların stratejik hatalarından dolayı yaşadıkları problemler doğrultusunda Ayyıldız isminin geçmesinden de son derece rahatsız oldukları belirtildi.

Nelson: “Her hangi bir yorum yok.”

Konuyla ilgili Nelson Firması yetkilileri basına herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınırken, Zeki Triko tarafından verilen yazılı açıklamada Zeki Başeskioğlu’nun görüşlerine yer verildi:

Zeki Triko firmasının sahibi ZEKİ BAŞESKİOĞLU:

“Türk basınında bu konu yer almaya başladığında biz Zeki Triko olarak taraf değildik. Ancak bu sektörün en büyük ve lider markası olduğumuz için bizden de görüş alındı ve biz tüm beyanatlarımızda yaşadığımız olayları dile getirerek kullandığımız görselleri müstehcen ve açık bulduklarını, Zeki Triko olarak tüm dünyada tanınan bilinen ve her türlü görseli ile yer alan bir firma olduğumuzu, Lübnan gibi bir İslam ülkesinde dahi bu görsellerimiz ile Açıkhavada yer alabildiğimizi ancak İstanbul’da bu görselleri kullanamadığımızı, farklı bakış açısından ve zihniyetten kaynaklanan ve bu tür yasaklamaları doğru bulmadığımız için son üç yıldır başvuruda bulunmadığımızı ısrarla belirttik.

Biz Zeki Triko olarak, 1988 yılında İzmir Kız Lisesi’nin karşısındaki panomuzun indirilmesi ile açık hava reklamlarında engellenmeye başladık. Yine 1997 yılında İstanbul’da billboardlarda yer alamadık. Ve o dönemde “Güneşi Özledik” kampanyamız ile dergi ve gazetelerde tepkimizi göstermeye çalıştık. Bu dönemden itibaren hiçbir açıkhava reklamımız yeralamadı.

En son 2003 yılında İstanbul Havaalanı’ndaki görselimiz indirildi. Bu konuda açtığımız dava halen devam ediyor. Zaten 2003 yılından beri yıldığımız için bu konuda herhangi bir başvuruda da bulunmuyoruz. Bu sene, mayo görsellerimiz ile outdoor mecralarında yer alamadığımız için tepki olarak sebzelerden yararlandığımız bir kampanya hazırlığı içindeydik. Ancak İstanbul Belediye Başkanı Sn. Kadir Topbaş’ın yaptığı açıklamada “böyle bir uygulama yoktur” beyanı nedeniyle şimdilik bu kampanyayı askıya aldık ve Nisan ayı sonundan beri dergilerde yeralan kampanya görsellerimiz ile outdoor mecralarında yer almak için medya planlama şirketimize yetki verdik. Gelişmelere göre planlarımızı şekillendireceğiz.” dedi.

Kom, merkez binasına reklamını astı

Kom Mayo’dan yapılan yazılı açıklamada ise 2005-2006 sezonunda, mayo görsellerinin billboardlarda ve afişlerde yer alması için yaptıkları başvuru evraklarının, Büyükşehir Belediyesi Kentsel ve Tasarım Müdürlüğü’nden, kabul görmeyip geri çevrildiği dile getirildi. Gösterilen gerekçenin görüntülerin uygunsuzluğu olmasına bağlı olarak onayının imkansız olduğu nedeniyle, resmi başvurunun sözlü olarak reddedilmiş olduğu dile getirildi.

Böylece yapılan başvuru ve reddinin yazılı olarak kayıtlarda yer almaması sağlanmış oldu denildi.

Diğer yıllarda da ret cevabı alındığından 2007 yılında tekrar buna benzer bir başvuru yapılmadığı belirtilen açıklamada, Kom, bu sezon basında çıkan olumsuz haberler doğrultusunda kendilerinin belediye tarafından telefon ile aranıp, 'Bir başvurunuz bulunmuyor, gelin başvurun ve ilanlarınızı asın.' şeklinde davet edildiklerini bildirdi. 15 Haziran 2007 tarihinde yapılan basın açıklamasıyla Kom ‘da Yenibosna’daki genel merkez binalarının cephesine reklamlarını astı.

Düfa, Tarihi İnönü Stadyumu’nu Boyuyor


Düfa, Tarihi İnönü Stadyumu’nu Boyuyor

Kayalar Kimya ve Alman Meffert grubunun ortaklığı sonucunda Türkiye pazarına hızlı bir giriş Yapan Düfa boyaları, spora verdiği önemi vurgulayarak BJK’nin tarihi İnönü Stadyumu’nu boyuyor.

Türkiye’nin lider kuruluşları arasında yer alan Kayalar Kimya ve Alman Meffert grubunun ortaklığı ile kurulan Düfa, ülke ekonomisine yaptığı yatırımın yanı sıra sporu da destekliyor. Bu kapsamda Beşiktaş Jimnastik Kulübü ile yaptığı anlaşma ile tarihi İnönü Stadyumu’nu boyamak için harekete geçen Düfa, yeni sezonda taraftarı yenilenmiş stadyumla buluşturacak.

Türkiye’nin en eski kulübü BJK’nin İnönü Stadyumu’nu boyamanın Düfa için onur olduğunu belirten Düfa Türkiye Genel Müdürü İrfan Çetindamar, “Takımını sonuna kadar destekleyen büyük Beşiktaş taraftarına ve futbol kulübüne, yenilenen İnönü Stadyumyumu’nda bu sene de başarılar diliyoruz” açıklamasını yaptı.

Boyama çalışmaları, iç bölümlerin tamamı ve dış cephenin sağ tarafı olmak üzere 1 Ağustos 2007’ye kadar tamamlanacak. Sezon içerisinde Şampiyonlar ligi ve Türkcell Super Lig maçlarının arasında kalan uygun günlerde ise dış cephe boyaması hızla bitirilecek.

Beşiktaş İnönü Stadyumunun boyanması sonrasında stad içerisinde belirlenen reklam kullanım alanlarında, Düfa markasının logosu “Siyah-Beyaz” renklerinde kullanılacak.

Johnnie Walker'ın Yürüyen Adamı 100 Yaşında


Johnnie Walker'ın Yürüyen Adamı 100 Yaşında

Dünyanın bir numaralı viskisi JOHNNIE WALKER’la özdeşleşen ve dünya çapında en az marka kadar ün sahibi olan “Yürüyen Adam” logosu 100. yaşını kutluyor. Bundan tam 100 yıl önce yaratılan “Yürüyen Adam” bugün bireysel gelişim ve ilerlemenin bir sembolü olarak kabul ediliyor. Geçtiğimiz bir asırlık süre içerisinde ilerleyişini dev adımlarla sürdüren “Yürüyen Adam” logosu dünyada en çok bilinen marka sembollerinden biri olarak tanınıyor.

İlk Yürüyen Adam

Yirminci yüzyılın başında, Walker Hanedanı’nın kurucusu John Walker’ın torunları, Alexander ve George, bireysel gelişme ve ilerlemeye olan inançlarıyla aile şirketini daha kurumsal bir çizgiye taşıyarak, babalarının orijinal viskisine yeni bir isim verdiler: “JOHNNIE WALKER BLACK LABEL”. Dönemin tanınmış karikatür sanatçısı Tom Browne’ın bir öğle yemeği sırasında ilham gelerek mönünün arkasına çizdiği ve John Walker’ın bir fotoğrafına dayandırıldığı öne sürülen “Yürüyen Adam” logosu ve Walker & Sons’un o dönemdeki direktörü James Stevenson’un tamamlayıcı sloganı ile marka hayata geçti.

Zaman içinde aslına sadık kalınarak farklı sanatçılar tarafından değişikliklere uğratılan “Yürüyen Adam”, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte mizah çizeri Leo Cheney tarafından daha toplumsal ve yuvarlak bir kalıba sokularak, esprili bir karakter ile çağdaş kent ortamına taşıdı.

1999 yılında, James Stevenson’ın tamamlayıcı sloganı “KEEP WALKING” (YÜRÜMEYE DEVAM) ile birlikte kampanyada şekil üzerinde küçük ama önemli bir değişiklik yapıldı. Yürüyen Adam, sağdan sola yürümek yerine artık ileri doğru hareket ediyordu. “KEEP WALKING” (YÜRÜMEYE DEVAM) kampanyası 210 pazarda yürütüldü ve düşünce pek çok kişiye ilham kaynağı oldu.

Yürüyen Adam yıllar boyunca çizim olarak farklılaşsa da ilk ruhu ve canlığını hala koruyor ve Walker ailesi ile viski severler için çok önemli olan o ilerleme kavramını temsil etmeye devam ediyor.

Efes Pilsen Maket - Obje Yarışması'nın Birincisi


Efes Pilsen Maket - Obje Yarışması'nın Birincisi

Efes Pilsen ürünleri ile birbirinden ilginç obje ve maketin yarıştığı on beş eser arasından Maket kategorisinde birinciliği “Kokoreççi” çalışmasıyla Aslan Behar kazandı….

En güzel maket ve en yaratıcı objelerin ödüllendirildiği Efes Pilsen Maket ve Obje Yarışması finali 24 Temmuz’da Parkorman’da gerçekleştirildi. Jüri üyeleri final gecesinde birbirinden yaratıcı maket ve objeler arasında seçim yapmakta zorlandı.

Efes Pilsen’in klasikleşen formlarından hareket ederek yaratıcı düşüncenin ürünü olan maketler ve objelerin hayata geçirilmesini sağlamayı amaçlayan Efes Pilsen Maket ve Obje yarışmasının başvuruları ve eser gönderimleri 1 Mart-18 Mayıs tarihleri arasında kabul edildi.

Jüri değerlendirmeleri sonucu başvuruda bulunan yüzlerce maket ve objeden 15 yaratıcı eser finalde yarışmaya hak kazandı.

El sanatlarına ve maket yapımına ilgi duyanları hedefleyen yarışmada katılımcılar, Efes Pilsen markasına ait şişe, kutu, kapak ve açacak gibi farklı malzemeleri kullanarak farklı maketler ve objeler yarattılar.

“Maket” ve “Obje” olmak üzere iki ayrı kategoriden oluşan yarışma sonrası gerçekleştirilen final gecesinde, maket kategorisinde birinci olan yarışmacı Aslan Behar, “Samsung Plazma TV 42”, maket kategorisi ikincisi Ahmet Şimşek ve obje kategorisi ikincisi Emrah Temel, “Samsung Ev Sinema Sistemi”, maket kategorisi üçüncüsü Umut Sevinç ve obje kategorisi üçüncüsü Altuğ Başkoçak ise “Samsung Video Kamera” ödülünü almaya hak kazandı.

EFES PİLSEN MAKET - OBJE YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLER

MAKET KATEGORİSİ:

Birincilik Ödülü Aslan Behar
İkincilik Ödülü Ahmet Şimşek
Üçüncülük Ödülü Umut Sevinç
OBJE KATEGORİSİ:
Obje kategorisinde birincilik ödülü verilmemiştir.
İkincilik Ödülü Emrah Temel
Üçüncülük Ödülü Altuğ Başkoçak

EFES PİLSEN MAKET - OBJE YARIŞMASI 2 JÜRİ ÜYELERİ

Ahmet Murat Kocaoğlu Gerekli Şeyler Ortağı
Arzu Demirel Efes Pilsen İletişim Müdürü
Aziz Sarıyer Derin Design Ortağı-Tasarımcı
Aziz Fuat Güner Müzisyen
Hasip Özbudun Budun Design Company Ortağı-Tasarımcı
Mehmet Erkök İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi
Reha Erdoğan Hürriyet Gazetesi Görsel Yayın Yönetmeni (Sanat Yönetmeni)
Özlem Çetinkaya Efes Pazarlama Müdürü
Oğuz Demir Para Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Orhan Irmak Tasarım, Dünyanın En Prestijli Tasarım Yarışması Red Dot Design Award 2007'de

Orhan Irmak Tasarım, Dünyanın En Prestijli Tasarım Yarışması Red Dot Design Award 2007'de

Orhan Irmak Tasarım, ambalaj tasarımı alanında "red dot award: communication design 2007" ve "red dot: best of the best" ödüllerini kazandı. Orhan Irmak Tasarım'ın Koleksiyon Mobilya - İstanbul serisi cam bardakları için hazırladığı ambalaj, dünyanın en prestijli tasarım yarışması Red Dot Design Award'da "red dot award: communication design 2007" ödülüne layık bulundu. Ödül alan çalışmalar arasında en yüksek tasarım kalitesine sahip projeye verilen "red dot: best of the best" ödülü de yine Orhan Irmak Tasarım'a verildi.

Uluslararası Red Dot Tasarım Ödülleri, tasarım adına dünya çapında kabul edilen bir kalite onayıdır. 1955 yılından bu yana endüstriyel tasarım, ambalaj tasarımı, reklam ve interaktif medya gibi tasarımın çeşitli dallarında verilen Red Dot Ödüllerinde bu yıl 34 ülkeden 3880 tasarım yarıştı. Sadece 27 tasarımın "red dot: best of the best" ödülüne layık bulunduğu yarışmanın ödül töreni 6 Aralık 2007 tarihinde Almanya'nın Essen kentinde gerçekleşecek.Orhan Irmak Tasarım'ın "red dot: best of the best" ödülünü kazanan ambalaj tasarımı, diğer kategorilerde bu ödüle layık görülen tasarımlarla birlikte bir yıl süreyle Essen'deki Red Dot Tasarım Müzesi'nde sergilenecek.

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nden birincilikle mezun olan Orhan Irmak, Bilkent Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimini tamamladı ve "Değişen Tasarım Anlayışları ve Tasarımda Geleceğe Yönelmeler" başlıklı tezini yazdı.

İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nde ambalaj tasarımı üzerine doktora tezini yazmakta olan Orhan Irmak, 2004 yılından bu yana Gökhan Irmak ile beraber kurdukları Orhan Irmak Tasarım'da reklam ve tasarım direktörü olarak görev yapmaktadır. Orhan Irmak Tasarım bugün Türkiye'nin lider markalarının yanı sıra Avrupa ve Orta Doğu'da birçok müşterisine tasarım hizmeti vermektedir.

Pazarlama Sektörüne Genç Bakış


Pazarlama Sektörüne Genç Bakış

“The uniclub” ve “pazarlamadunyasi.com” işbirliğiyle yaz başında yapılan ‘Brand Child’ kitap kampanyası sonuçlandı ve kazanan talihliler kitaplarına kavuştular. Yapılan anket sonucunda ‘Pazarlama İletişimi’, gençlerin çalışmak için en çok tercih ettikleri bölüm arasında yer alıyor…

The uniclub ve pazarlamadunyasi.com iş birliğiyle yapılan ankete katılanlara; pazarlamada çalışmayı tercih ettikleri bölümler, pazarlama sektörünü takip ettikleri mecralar ve gençlik pazarlaması üzerine düşünceleri soruldu. Ankete katılanların %57’si pazarlama sektörünü internetten takip ettiğini belirtirken, çalışmak için tercih ettikleri bölümler arasında ilk üç sıraya; pazarlama iletişimi, gençlik pazarlaması ve satış giriyor.

26-35 yaş arası 1045 kişinin katıldığı anket sonuçları ise şöyle;

Pazarlamanın hangi alanlarında kendinizi geliştirmek istersiniz?
Bölüm
%
Bireysel Pazarlama
1
CRM
7
E-Ticaret
4
Gençlik Pazarlaması
10
Gerilla Pazarlama
4
Her Alanında
2
İnteraktif Pazarlama
4
Kids Marketing
4
Kurumsal Pazarlama
4
Pazar Araştırma/Analiz
3
Pazarlama İletişimi
20
Planlama ve İş Geliştirme
6
Satış
8
Tüketici Davranışları
4
Ürün Yönetimi
7
WOMM
5
Diğer
4

The uniclub ajans başkanı Emrah Kaya; anket sonuçlarına yönelik olarak Türkiye nüfusuna bakıldığında pazarlama iletişimi yapılması hedeflenen kitlenin gençlik segmenti olmasını çok olağan buluyor ve ekliyor:“Pazarlama iletişimi yapılması hedeflenen kitlenin gençlik segmenti olmasının dışında yine aynı bakış açısıyla CRM’in müşteriye özel, gence özel, kadına özel pazarlamanın zamanının geldiğini düşünmeye başladık. CRM’de görüldüğü gibi yüksek bir oran almış araştırmada.

Türkiye’nin problemi olan satış ve pazarlamanın ısrarla birbirine karıştırılması problemini yaşamaya devam ediyoruz. Denek grubunun SES değerlerine baktığımızda yüksek bir profil çıksada “SATIŞ” pazarlama sektörü içerisinde geçiyor. Ürün yönetimi diğer önem verilen alt sektörlerden birisi. Tabiki ürünün yönetiminden kasıt ilk ar-ge sürecinden Pazar araştırmalarından, ürün lanse edilene hatta ürün hayat döngüsünün tüm safhalarında ilgilenmek onu bir bebek gibi büyütmek geliyor. Sanırım bunun etkiside yadsınamaz.”

Anket sonuçlarına göre pazarlama sektörü hakkında bilgi almak için en çok tercih edilen mecralarda internet birinci sırayı alırken, dergiler ikinci ve kitaplar da üçüncü sırada yer alıyor. Marketing Türkiye, Media Cat, Capital, Business Week, Infomag öne çıkan dergi isimleri arasında geliyor.

Ankete katılanların geneli ise Gençlik Pazarlaması üzerine aşağıdaki gibi yorumlarda bulundu;

Murat Kahraman / Doğan Online Onpunto - Pazarlama Yönetmeni

“Türkiye özellikle yoğun genç nüfusu açısından gençlere yönelik pazarlama konusunda oldukça önemli bir ülke. Gençler birçok ürünün direk hedef, aynı zamanda geleceğin de müşterileri ve sadık tüketicileri konumunda.

Genç nüfus hedef alınarak gerçekleştirilen pazarlama iletişim çalışmalarında doğru kanalları kullanmak büyük önem taşıyor. Yoğun pazarlama bombardımanına maruz kalarak büyüyen bir kuşaktan bahsettiğimiz için, gençler klasik pazarlama yöntemlerini göz ardı etme konusunda tecrübeliler ve bu yöntemler genelde etkisiz kalıyor.”

Burcu Tüzün / Bağımsız İnteraktif Pazarlama Danışmanı

“Pazarlama algıların yönetilmesi bilimidir. Algıların oluşum süreci çocuklukta başlıyor. Bu yüzden çocuklara ve gençlere yönelik pazarlama giderek daha da önem kazanacak. Algıyı yaratmak kadar korumak da önemli olacak."

Darty' nin İneği Elektrobur " Kim Demişki Teknoloji Sadece İnsanlar İçindir" Diyor


Darty' nin İneği Elektrobur " Kim Demişki Teknoloji Sadece İnsanlar İçindir" Diyor

DARTY’nin İneği “ElektrObur”, “Kim Demiş Teknoloji Sadece İnsanlar İçindir” sloganıyla dünyanın en büyük kentsel sanatsal ve sosyal sorumluluk sergisi “Cow – Parade İstanbul”da

Avrupa’da dokuz ülkede faaliyet gösteren İngiliz Kesa Electricals plc grubunun beyaz eşya ve elektronik alanındaki en önemli markası DARTY, 26 Temmuz 2007 Perşembe günü, 19:30 – 21: 30 saatleri arasında, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi bahçesinde düzenlenen, dünyanın en büyük kentsel sanatsal ve sosyal sorumluluk sergisi “Cow - Parade İstanbul”da ElektrObur adlı inek heykeliyle yer aldı.

01 Ağustos – 31 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da bugüne kadar gerçekleşen en büyük halka açık sanat etkinliği olan ve 185 tasarımlı inek heykelinin sergileneceği Cow – Parade İstanbul’a 75 şirket ve 150 sanatçı katıldı. Tüm tasarımların ilk kez bir araya geldiği bu özel sergide Darty logolu inek heykeli “Kim Demiş Teknoloji Sadece İnsanlar İçindir” sloganı ile bu önemli etkinlikte yer aldı.

Darty’nin İneği “ElektrObur”, 1 Ağustos'tan itibaren ise Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’nde sergilenecek.

Reklamcılar Reina’da Buluştu


Reklamcılar Reina’da Buluştu

İletişim sektörünün altın çocukları, Uluslararası Reklamcılık Derneği’nin düzenlediği 13. yaz partisinde Reina’da bir araya geldi.

Merkezi NewYork’ta bulunan Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA)’nin Türkiye bölümü, her yaz düzenlediği geleneksel sıra dışı partilerinden birini daha gerçekleştirdi. 30 Temmuz 2007 tarihinde, illetişim ve reklam sektörünün önemli isimlerinin de katıldığı yaz partisinde ayrıca, televizyon çalışanları, gazeteciler ve halkla ilişkiler uzmanları da eğlencenin tadına vardı. Yaz partisi, ağırladığı seçkin konukları ile iletşimcilere unutulmayacak bir gece yaşattı.

Geleneksel olarak her yıl düzenlenen ve belirlenen bir tema ile konuklarını ağırlayan Uluslar arası Reklamcılık Derneği’nin bu yılki teması “İletişimin Altın Çağı” olarak nitelendirildi. Türkiye’nin ve dünyanın değerli markalarının sponsorluğunda gerçekleştirilen partide bir yandan konuklar bütün yılın yorgunluğunu atarken öte yandan yeni başlangıçlar için yeni diyaloglar kuruldu. Reklamcıların; gazetecilerin, televizyoncuların, pazarlama yöneticileri ve halkla ilişkiler uzmanlarının bir araya geldiği parti, altın çocukların kutlamaları ile geç saatlere kadar devam etti. Ayrıca Show TV tarafından yapılan çekilişle sahibini bulan dev plazma TV, “Bir Altın Çocuk” olarak nitelendirilen şanslı konuğa verildi. Tüdis Genel Sekreteri Akansel Koç, ilk yapılan çekilişte şanslı numaranın sahibinin olmaması nedeniyle ikinci şanslı numara sahibi olarak ödülünü aldı.

IAA 2007 Yaz Partisi, Reina, Efes Pilsen, Coca Cola, Atv, Beko, Berk-Demir Sigorta, DBR, D-Smart, Fotomaç, GD, Hürriyet, Hey Travel, Kanal 1, Kanal D, Maya Media, Magnum, MertVan Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu, Merkez Yayın Holding, Milliyet, Posta, Power100, Radikal,Sabah, Show TV, Show Max, Show Plus, Show Türk, SKY Türk, Star, Yeni Asır, Tunçgrup ve Şahin Kurye ve Reklam Dergisi sponsorluğunda geçekleştirildi.

Çilek, Tasarımları ve Tasarımcıları ile İstanbul Design Week’de

Çilek, Tasarımları ve Tasarımcıları ile İstanbul Design Week’de

Özgün tasarıma ve tasarımcılara kurulduğu günden itibaren büyük önem veren Çilek, 4-10 Eylül 2007 tarihleri arasında Eski Galata Köprüsü’nde düzenlenecek İstanbul Design Week’de tasarım tutkunları ile buluşacak. Ayrıca tasarım meraklılarının merak ettiği konularda bilgi vermek amacıyla Çilek’in konusunda uzman genç tasarım ekibi de etkinlik süresince Çilek Odası standında olacak.

Türkiye’yi genç odası kavramı ile tanıştıran, çocuklara ve gençlere tasarladığı ürünlerle bir yaşam tarzı sunan Çilek Odası, İstanbul Design Week kapsamında 7 gün boyunca, yeni oda konsepti olan “ROMANTİK” serisini özel standında sergileyecek. Farklı kombinasyonlarla uyumlu bir şekilde yan yana gelebilen, ornamental desenlerle modern çizgilere sahip ROMANTİK, tasarımı ile mobilyada trendi yakalamıştır. Halı, perde, yatak örtüsü gibi aksesuarlarla oda atmosferi tamamlanmıştır.

Genç yetenekler, profesyoneller ve bu konuya ilgi duyan tüm tasarım tutkunları, İstanbul Design Week’de, Çilek Odası’nda sizleri bekliyoruz.

www.cilek.com.tr

Yedigün’le sanal ortamdan gerçek dünyaya bir orman hediye edin


Yedigün’le sanal ortamdan gerçek dünyaya bir orman hediye edin

www.yedigunormani.com projesi sosyal sorumluluk kapsamında web ile gerçek hayatı birleştiren Türkiye’de yapılmış tek proje olma özelliğini taşıyor. Yedigün Ormanı’nda bir araya gelen OMD ve D4D ekipleri özel bir kadro oluşturarak projenin web ayağını çok kısa bir sürede hayata geçirerek bir ilke imza attılar. Yedigün Ormanı web projesi Flash teknolojisinin en yeni özellikleri kullanılarak yapıldı.

Gençlerin sevdiği içecek markası Yedigün, Tema Vakfı ile birlikte Antalya’yı ağaçlandırıyor. Küresel ısınma ve dünyanın kuraklaşmasına dikkat çekmek isteyen Yedigün markasının oluşturduğu web sitesinde ağaç diken herkes, Antalya’da TEMA Vakfı tarafından oluşturulan Yedigün Ormanı’na katkıda bulunacak. Bu amaçla oluşturulan www.yedigunormani.com adresli web sitesi üzerinden, sanal dünya aracılığı ile yemyeşil, gerçek bir Yedigün Ormanı yaratılmış olacak.

Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen ve “Sen de çevrene bak! Durma bi’ şey yap!” sloganı ile yola çıkan sanal orman projesi ile Antalya’da oluşturulacak ormana başta kızılçam, akasya, meşe, selvi olmak üzere 10’dan fazla türde toplam 10 bin ağaç dikilmesi planlanıyor. Ağaç dikmek isteyenlerin siteye üye olmaları yeterli. Ücretsiz ağaç dikmeyi sağlayan ve teknoloji yardımıyla büyük kolaylık sunan sitenin çevreye duyarlı herkesten büyük ilgi görmesi bekleniyor.

Öncelikle Üye Ol linkini kullanarak üye bilgilerini giren kişiler ağacının altında belirecek sloganını yazıyor. İkinci adımda isteyenler kendi fotoğrafını yüklüyor ya da temsil etmesi için Yedigün fotoğraflarından birini seçiyor. Site üyeliğinin ardından dikmek istediğin fidanın türünü seçiyor. Fidanı dikmek için önce büyük haritadan bir parsel belirlenip tıklanıyor, sonrasında orman alanında klavyenin ok tuşları yardımıyla veya ekranda sağ taraftaki Navigasyon aracıyla orman dolaşılabiliyor. Ağaç dikilecek boş alanlar kürek resmi ile belirtiliyor ve kullanıcı ağacını bu küreklerden birine tıklayarak ağacını dikebiliyor. Kullanıcı zaman içinde ağacının gelişimini site üzerinden takip edebiliyor.

Ağacı diktikten sonra orman alanında daha önce fidan dikmiş üyelerin ağaçlarına tıklayarak mesaj bırakılarak sohbet edilebiliyor. Kullanıcılar “Arkadaşını Çağır” butonuna tıklayarak, arkadaşlarını siteye ağaç dikmeye davet edebiliyorlar.

Projede 1 Proje yönetmeni, 1 art direktör, 2 animatör ve 1 de yazılımcı olmak üzere 5 kişiden oluşan bir çekirdek ekip yaklaşık 1 ay boyunca aralıksız çalıştı.

Türk Telekom... Aramıza Hoşgeldin


Türk Telekom... Aramıza Hoşgeldin

Türkiye’nin her köşesinde sürekli ve kaliteli iletişim hizmetleri sunan,167 yıllık mazisi ile telekomünikasyon devi olan Türk Telekom, her alanda sürdürdüğü değişimlerine şimdilerde tv reklamlarını da ekledi. Kalitesinde sunduğu iletişimi tv reklamlarında da görmeyi beklerken ard arda Sunduğu Cem Yılmaz-Türk Telekom dizileri, kışlık, yapma,8.1 ,problem, birader, japonca,hayırsever gibi versiyonlarda ayrı ayrı sunduğu stand-up gösterileri ile beni hayal kırıklığına uğrattı.

Stand-up ile iletişim ve haberleşme arasındaki özdeşleştirilmek istenen konuyu pek anlayamasam da Türk Telekom’un hedef kitleye vermek istedi mesajı merak ettim doğrusu. Kaliteli hizmet ve müşteri odaklılık felsefesi ile ulusal hedeflerden uluslararası hedeflere yönelen Türk Telekom’un kitlelere sunacağı mesajları akıllarda kalıcı ve bilgi içerikli olması gerekir. Hele de iletişimin yoğun geçtiği şu dönemlerde. TV reklamlarında hedef kitlesinin zihninde stand-up gösterisinden ziyade çağdaş tüm hizmetleri bize sunan Türk Telekom’un ürün bilgilerinin çok daha öne geçmesini temenni ediyorum.

“gnçtrkcll’li Pepsi iç Hayallerine Kavuş!”, New York’ta Büyük Alkış Aldı!


“gnçtrkcll’li Pepsi iç Hayallerine Kavuş!”, New York’ta Büyük Alkış Aldı!

Türkiye’de bir günde en fazla katılım yapılan kampanya olarak rekor kıran “gnçtrkcll’li Pepsi iç Hayallerine Kavuş!”, New York’ta da büyük alkış aldı.

Mobile Marketing Association (MMA) tarafından düzenlenen 2007’nin ilk Mobil Pazarlama Forumu, 6- 7 Haziran tarihlerinde New York’ta gerçekleşti. Ekim 2006’da Aerodeon Türkiye sponsorluğunda İstanbul’da gerçekleşen foruma, bu yıl konuşmacı olarak Türkiye’den Aerodeon Türkiye Genel Müdürü Binatlı Tugay davet edildi.

Binatlı Tugay konuşmasında, Gnçtrkcell, Pepsi, Aerodeon Türkiye tarafından kurgulanan ve rekor katılımı sayesinde Guiness Dünya Rekorları’na girmeye aday olan " gnçtrkcll’li Pepsi iç Hayallerine Kavuş " kampanyasından bahsetti. Günlük yaklaşık 485.000’i bulan katılımı ile Türkiye’de bir günde en fazla katılımlı kampanya sunumu 700 kişilik forum davetlilerinden büyük alkış aldı.

Daha sonra sahne alan MMA başkanı Laura Marriott yaptığı konuşmada Binatlı Tugay’a sektöre yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etti.

riston Rekora Doymuyor

riston Rekora Doymuyor

Modern stili ile tüketicilerine kalitenin yanı sıra yeni bir yaşam tarzı sunan Ariston’un 48 cm’lik fırını Londra’daki Grand Design Live’de 2007 yılı En İyi Teknoloji Ödülüne layık görüldü.

Makio Hasuike tarafından tasarlanan Ariston’un Experience serisi ankastre 48 cm’lik fırını, kullanılan yeni ve üstün teknolojisinden dolayı “Ev Teknolojisi” kategorisinde Grand Designs Magazine ödülünü aldı.

Ev eşyaları alanında en önemli yenilik ve tasarım fuarı olan Londra’daki Grand Designs Live’da 2005’den bu yana göze çarpan teknoloji ve yeniliklerle üretilen ürünlere prestij ödülleri veriliyor. Uzmanların oluşturduğu heyet bu yıl da binlerce adayı inceledi. İleri performans özellikleri, minimalist, avangard tarzı ve mutfak tasarımı konusunda son zamanların modasına gösterdiği yaklaşımı nedeni ile Indesit Company kategoride yer alan diğer beş finalisti geride bırakarak büyük ödüle ulaştı.

Yenilikçi, araştırmacı, yaratıcı ürün ve yöntemler üretebilme gücünü benimseyen Ariston başarılarını aldığı ödüller de kanıtlıyor. 2006’da Ariston Aqualtis çamaşır makinesinin kazandırdığı Ecohitech Ödülü’ne, Experience buzdolabının kazandırdığı Plus X Ödüllerine ve çevreye gösterilen saygı ve teknolojik yeniliklerden dolayı 2005’te Experience fırının kazandırdığı Home Innovation (Ev Yenilikleri) kadar yıllardan beri şirketin aldığı pek çok ödülle Ariston’un başarısını göstermektedir.

Sanal dünyada, her an yanınızda!


Sanal dünyada, her an yanınızda!

Gençlerin sevdiği içecek markası Yedigün, 2007’de kendini tamamen yeniliyor. Yeni ambalajları, çizgi karakterleri, kazı kazanlı interaktif bannerlar ve yedigundeyim.com sitesi ile yeni bir iletişim platformuna geçen Yedigün, sanal dünyada geçirdiğimiz zamanı çok daha eğlenceli hale getirmeyi hedefliyor. Yedigün, tüm bu değişimi bir slogan ile dile getiriyor: “Senin tadın, senin dünyan!”

Yarattığı yenilikçi tatlarla, 2006 yılında meyveli gazoz pazarının en hızlı büyüyen markası olan Yedigün, şimdi sanal dünyada da gençlerle birlikte. Zengin çeşitleri ile her zaman tercih edilen Yedigün, günümüzün yeni iletişim platformu internette yerini aldı. Yeni ambalajı, yeni iletişim platformu ve yeni web sitesi “” ile kendini yenileyen Yedigün, bu değişim ile sanal dünyada geçirdiğimiz zamanı çok daha eğlenceli hale getirmeyi amaçlıyor.

Yedigün’ün yeni sitesi www.yedigundeyim.com’da eğlenceli oyunlar, kişilik testleri, anketler, sanal karakterler ve muhteşem bir görsellik yer alıyor. Siteye üye olan herkes “O Benim Dünyam” şarkısını cep telefonuna indirebiliyor. Türkiye’de bir ilk: Sanal kazı-kazan Yedigün, sanal dünyada ayrıca bizi, kazı kazanlı interaktif bannerlar ile karşılıyor.

Bu bannerlar internetin her köşesinde yaygın olarak karşımıza çıkacak ve üzerlerini kazıdıkça binlerce sürpriz hediye kazandıracaklar. Kazıdıkça çıkan Y-E-D-İ-G-Ü-N harflerini biriktirenleri Turkcell’den kontörler ve hediye mesajlar, istedikleri bir şarkının polymelodisi ya da truetone’u gibi çeşitli hediyeler bekliyor. Kazıdığı bannerın altında Yedigün kutusu bulanlar ise “ipod nano”, “Teknosa hediye çeki” gibi hediyeler kazanıyor. Sanal dünyada bir ilk olan bu uygulama oldukça ses getirecek.

Yedigün’ün yeni reklam filminde bir pop klasiği Yedigün değişiyor ve bu değişimi sanal dünya ile birlikte gerçek dünyaya da taşıyor. Daha aktif ve daha dinamik Yedigün, ambalajlarıyla da genç ve dinamik bir görünüme kavuşuyor. Yeni Yedigün ambalajlarında yeni reklam filmlerinde karşılaştığımız sanal karakterler de yer alıyor. Reklam filminin müziği olan “O Benim Dünyam” adlı şarkıyı da Türk Rock müziğinin sevilen grubu Dorian yorumlandı. Tüm bu değişimi tek bir slogan özetliyor. “Senin tadın, senin dünyan!”

Otomobil sattıran sloganlar...


Otomobil sattıran sloganlar...

Otomotiv firmaları, konfor ve güvenlik unsurlarıyla donattıkları modellerinin yanı sıra sloganlarıyla da yoğun bir rekabetin yaşandığı pazarda yer bulabilmenin mücadelesini veriyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, dünya genelinde rekabetin giderek kızıştığı otomotiv sektöründe faaliyet gösteren firmalar, her geçen gün piyasaya yeni bir model sürerek pazar paylarını korumanın ve artırmanın yollarını ararken, bir yandan da sloganlarıyla tüketici nezdinde farklılıklarını ortaya koymaya çalışıyor.

Firmaların büyük bölümünün kullandığı sloganlarda, genellikle diğer markalarla olan farklılık teması işlenirken, tüketiciye güven, yüksek imaj ve konfor temaları aşılanıyor.

Dünyanın önemli otomobil üreticilerinden Renault, ''Megane 2'', ''Clio'', ''Laguna'', ''Modus'' ve ''Scenic'' gibi modelleriyle pazardaki yerini sağlamlaştırmaya çalışırken, ''Renault, Otomobiller Yaratır'' sloganıyla sahip olduğu teknolojiye atıfta bulunuyor.

Bir diğer Fransız üretici Peugeot ise ''207'', ''307'', ''407'' ve ''607'' gibi modelleriyle pazar payını artırmaya çalışırken, ürettiği araçları, ''Otomobil Her Zaman Böyle Keyif Vermeli'' sloganıyla tüketiciye duyuruyor.
''Corsa'', ''Astra'', ''Vectra'', ''Zafira'' ve ''Meriva'' modelleriyle pazarda boy gösteren Opel de kullandığı, ''Taze Fikirler, Üstün Otomobiller'' sloganıyla farklılığını ortaya koymaya çalışıyor.

Ford ise ''Fiesta'', ''Focus'', S-Max'', ''Mondeo'' ve ''C-Max'' modelleriyle pazarın üst sıralarındaki yerini sağlamlaştırmanın çabasını gösterirken, ''Farkı Hisset'' sloganıyla tüketicilere sesleniyor.
''Accent'', Tucson'', ''Sonata'', ''Elantra'' ve ''Santa Fe'' gibi modellerini tüketicinin beğenisine sunan Hyundai, ''Seçtiğin Yoldan Git'' sloganını kullanırken, Türkiye pazarına yeni giren Dodge, logosundan yola çıkarak, ''Hayatı Boynuzlarından Yakala'' sloganını kullanıyor.

''Civic'', Accord'', ''Jazz'', ''CR-V'' gibi modellerle otomobilseverlerin karşısına çıkan Honda, ''Hayallerin Gücü'' sloganıyla firmanın ulaştığı konumu pekiştirmek isterken, ''Golf'', Passat'', ''Jetta'' ve ''Polo'' modelleriyle dikkatleri çeken Volkswagen, ''Otomobil Aşkına'', ''Aveo'', ''Epica'', ''Lacetti'' gibi modelleri bulunan Chevrolet, ''Artısı Büyük'' sloganı ile farklılık yaratmaya çalışıyor.

''A3'', ''A4'' ve ''A6'' gibi modelleriyle tanınan Audi, ''Teknoloji ile Bir Adım Önde'' sloganıyla dikkat çekmek isterken, ''Terios'', ''Sirion'' gibi modelleri olan Daihatsu, ''Made in Japan'', ''Primera'', ''Micra'' ve ''Almera'' gibi modelleri üreten Nissan, ''Beklentilerinizi Değiştirin'', ''9.3'' ve ''9.5'' gibi modelleri bulunan Saab, ''Aklını Harekete Geçir'', ''Impreza'', ''Forester'' modellerinin sahibi Subaru, ''Düşün, Hisset, Sür'', ''Swift'', ''Grand Vitara'' gibi modelleriyle tanınan Suzuki ise ''Yaşam Tarzı'' sloganlarıyla adlarından söz ettiriyor

Üniversite Gençliği, Akılfikir’de Buluşuyor


Üniversite Gençliği, Akılfikir’de Buluşuyor

Akıllı fikirlerin merkezi www.akilfikir.com.tr yayında!

“Üniversitelilerin Marko Paşa’sı” sloganıyla hayata geçen Türkiye’nin Gençlik Platformu www.akilfikir.com.tr, yayına başladı. Üniversite öğrencilerinin sorunlarını dinleyen ve buna çözüm üretmeyi hedefleyen Akılfikir, Marko Paşa benzetmesini de bu yüzden tercih ediyor.

Her üye hediyesini kendi ihtiyacına göre belirliyor.

Akılfikir, üniversite öğrencilerin sesini duyurarak üniversite hayatını kolaylaştırmanın yanı sıra, katılımcılarına hediyeler de kazandırıyor. Kendilerine gönderilen anket formlarını cevaplandırarak araştırma çalışmalarına katılan ve fikirlerini paylaşan her üye, üyelik kayıt formunu doldururken ihtiyacına göre hediyesini belirliyor. Sistem yetkilileri, bugüne kadar tercih edilen hediyeler arasında, kontör, aylık katkı payı ve bilgisayar olduğunu belirtmektedirler.

Üniversite elçileri aracılığıyla büyüyen platform olma özelliği...

Şu anda Anadolu’daki 7 üniversitede, 20’yi aşkın öğrenci elçisi bulunan www.akilfikir.com.tr’ye katılmak çok kolay. Sisteme üyelik için, sadece üniversite kaydı yapılırken öğrenciye verilen e-posta adresini ve en sık kullanılan e-posta adresini belirtmek yeterli. 7 Mart 2007 tarihi itibariyle yayında olan www.akilfikir.com.tr bu kısa süre içinde 3.000’den fazla kişi tarafından ziyaret edildi ve Türkiye’nin 46 üniversitesinden 1.000’e yakın öğrenci üyelik başvurusunda bulundu. Bu sayı her geçen gün hızla çoğalıyor.

Öğrenci görüş ve fikirleriyle beslenen; büyük bir öğrenci hareketi...

Bir ESTIMA Araştırma hizmeti olan www.akilfikir.com.tr’nin Genel Müdürü Tonguç Çoban, “Üniversite öğrencilerinin ülkemizin geleceği olduğunu biliyoruz. Akılfikir ile çağdaş teknolojiyi Üniversite gençliğinin sesiyle buluşturuyoruz, Türkiye’nin ilk internet araştırma platformunu yaratıyoruz. Bir anlamda, modern bir sivil toplum kuruluşu oluşturuyoruz. İleriye dönük büyük bir öğrenci hareketinin başlangıcı olan Akılfikir ile Üniversite gençliğinin tercihlerini, isteklerini irdeleyerek, ülkemize fayda sağlayacağımıza inanıyoruz.” diyerek, Akılfikir’in hayata geçiş amacını özetliyor.

Alice BBDO’dan Ruffles ve Doritos reklam filmleri


Alice BBDO’dan Ruffles ve Doritos reklam filmleri

Alice BBDO, yapmış olduğu başarılı reklam çalışmalarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Özellikle Ruffles ve Doritos için hazırlanan reklam filmleri, ekranlarda beğeniyle izleniyor.

Ruffles’ın, “En’leri yaşa!” diyen, TV’de gören hemen herkesin “Uluslararası bir filmin adaptasyonudur” yakıştırması yaptığı film, aslında bir Türk filmi.

Alice BBDO tarafından, Frito Lay Türkiye için hazırlanan film, sadece Türkiye’de kullanılmak üzere yapıldı. Filmde, gündelik hayatın sınırlarını zorlayarak her şeyin En’ini yaşamaktan keyif alan gençlerin, En’lerin patates cipsi Ruffles’la yaşadıkları tatminkâr bir gün gösteriliyor.

Reklamın arkasındaki strateji; Ruffles’ın en kalın, en dolgun ve en kıtır patates cipsi olması ile hayat tarzlarının sonucu olarak en tatminkar atıştırmalığa ihtiyaç duyan hedef kitle (genç erkekler) arasında kalıcı bir bağ oluşturmaya dayanıyor.

Çekimleri Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilen filmin yönetmenliğini Danimarkalı reklam yönetmeni Jonas Arnby yaptı. Yaklaşık 3 haftalık bir ön hazırlık süresi sonucunda hayata geçirilen film, Depo Film ve Goodgate Productions ortak yapımıyla 3 günde çekildi.

Ajans İstanbul’daki muhtemel olumsuz hava koşullarını göz önünde bulundurarak film mekanı olarak Buenos Aires’i seçmiş. Yani filmin yurt dışında çekilmesinin asıl nedeni bu. Yaratcı Yönetmen Ozan Varışlı, “Alternatif olarak değerlendirilen, İzmir, Antalya ve Güney Afrika’ya nazaran Buenos Aires; film akışının gerektirdiği şehirsel doku devamlılığı, estetik derinliği barındırdığı ve hedef kitle için görsel anlamda yeni olması nedeniyle bir marka dünyası imajı yaratılmasına katkı sağlayabileceği için seçildi.” diyor.

Doritos’la Eğlence Başladı

Hayatın her anında kendi eğlencelerini yaratabilen Doritos gençlerinin, yaşamaktan keyif aldıkları bir anı tekrar yaşadığı, sıkıcı gözüken bir durumu eğlenceli bir hale çevirdiği ve bunaltıcı bir işi nasıl partiye dönüştürdüklerinin eğlenceli bir dille anlatıldığı 3 yeni Doritos filmi, televizyon ve sinemalarda yayınlanmaya başladı.

Yine Alice BBDO tarafından hazırlanan filmler, FilmaCass prodüksiyonunda Güney Afrikalı yönetmen Erik Van Wyk tarafından çekildi. Filmin görüntü yönetmenliğini ise İngiliz Nick Sawyer üstlendi. Doritos’la eğlencenin her zaman ve her yerde yaşanacağı fikrinden hareketle hazırlanan, bir çiftin mutlu anlarını geri sararak tekrar yaşadığı, iki gencin, kadınların kronik park problemini ileri sararak kurtulduğu ve bulaşık yıkamak gibi sıkıcı bir işi parti ortamına çevirdikleri filmler, her zaman her yerde eğlence arayışında olan Doritos gençlerinin ilgisini fazlasıyla çektiği düşünülüyor.

Reklam filmlerinin senaryolarını, çekimleri, çekim sırasında yaşananları Yaratıcı Yönetmen Ozan Varışlı ve Müşteri İlişkileri Yetkilisi Aslı Önal ile konuştuk.

Ruffles için hazırlamış olduğunuz reklam filmi, birçok kesim tarafından yabancıların yapmış olduğu bir film olarak biliniyor. İnsanlar neden böyle düşünüyor?

Ozan Varışlı: Öyle düşünmelerinin sebebi yurt dışında çekilmiş olması. Filme mekan olarak yabancı bir şehir seçilmesi nedeniyle, filmi yabancı ve uyarlama zannediyorlar.

Çekim öncesi ve çekimler sırasında neler yaşandı bizlerle paylaşır mısınız?

Ozan Varışlı: Bizim önce Ruffles’ın stratejisini, platformunu bir kere daha belirlememiz gerekiyordu. Dolayısıyla Ruffles’ın en yoğun, en kalın, en tırtıklı cips olmasından yola çıkarak; enlerin patates cipsi diye bir stratejik platform oluşturduk. Onu oluşturduktan sonra yaratıcı iş aşamasında birkaç tane ayrı fikir üzerinde çalışmaya başladık. Bir tanesi hayata geçirdiğimiz fikirdi. Aslında enlerin patates cipsi dedikten sonra en çok yapmak istediğimiz ve ajans önerisi olan fikir de buydu. Ruffles’la enteresan enleri deneyen gençler fikriydi. Film sizin de bildiğiniz gibi Arjantin’de çekildi. Senaryoda rol alan arkadaşların hepsi Arjantinliydi.

Filmin yabancı bir ajans işi olarak düşünülmesinde, çekimlerin yurt dışında yapılmasının ve oyuncuların yabancı olmasının büyük etkisi var diyebiliriz o zaman.

Ozan Varışlı: Kesinlikle haklısınız. Oyuncuların yabancı olması ve mekanın yabancı bir şehir olması; mekana da göz aşinalığının olmaması nedeniyle dışarıdan gelen bir reklam sanıldı.

Aslı Önal: Çok bilinen Avrupa şehirleri gibi değil ve bilindik bir dokusu yok. Bu da biraz fark yarattı sanırım. Çekimler Avrupa’da yapılsaydı, belki de bu kadar başarılı olmayacaktı.

Film yayınlanmaya başlayınca gelen tepkiler nasıl oldu?

Ozan Varışlı: İlk zamanlarda hiçbir tepki almadık açıkçası. Çünkü film uyarlama zannediliyordu. Uyarlama zannedildiği için, bir tepki verilmiyor haklı olarak. Çünkü yurt dışında yapılmış buraya gelmiş oynuyor gibi bir durum söz konusu. Daha sonra filmin uyarlama olmadığı anlaşılınca çok net olarak “Aa onu siz mi yaptınız, uyarlama değil miydi?” gibi tepkiler almaya başladık. Tebrik mesajlarının yanı sıra “Bu filmin PR’ını kesinlikle yapın, insanlara anlatın” gibi telkinler de aldık. Film çok tutuldu yani.

Frito Lay yetkilileri çekimlerin yurt dışında yapılacağı fikrine nasıl baktılar?

Aslı Önal: Reklamverenimiz, fikri anlattıktan sonra ve bütün prodüksiyon altyapısından bahsettiğimizde herhangi bir bütçesel kısıtlama getirmeden, bu işin en iyisinin bu şekilde olacağını düşünerek bize destek verdi. Çünkü filmin dikkat çekici ve farklı bir tarafının olması başından beri hepimizin istediği bir şeydi. Dolayısıyla hem çekimlerin yurt dışında yapılacak olması hem de oyuncuların yabancı olması Frito Lay yetkililerine oldukça cazip geldi diyebilirim.

Frito Lay, filmin bu kadar ses getirmesini bekliyor muydu?

Ozan Varışlı: Getirmesini bekliyorlardı açıkçası. Filmi ilk gördükleri andan itibaren çok farklı bir yerde olduğumuzu gördüler. Filmin fark yaratacağını biliyorduk. Dolayısıyla şu an umduklarının üstünde bir tepki alıyorlar bile diyebilirim. En beğenilen televizyon reklam filmi olarak çoğu yerde okuyoruz. Genellikle sıralamalarda birinci sırada yer alıyor.

Devamı çekilecek mi filmlerin?

Ozan Varışlı: Devamı olabilir. Bir de alternatif mecralarda “Gençlerin En’leri” denemesinin, Ruffles’la değişik uygulamaları devam ediyor zaten.

Mesela?

Aslı Önal: “Ruffles’la En’leri Yaşa” konseptini televizyondan alıp web sitesine taşıdık. Burada da filmden haz alarak, gençlere “Sende kendi hayatındaki En’ini çek, gönder” diyoruz. Video download bazlı bir site yapıldı. Ayrıca televizyonda belli programların içinde de bu web sitesine seçilip yüklenen ve oylanan en iyi videoların gösterilmesi imkanı sağlanacak. Planlarımız arasında outdoor kullanmak da var. Sponsor olduğumuz yarışma var. Orada aynı şekilde bu En’lerin konseptini sürekli işliyoruz.

Ozan Varışlı: Oldukça geniş kapsamlı bir kampanya olduğu için mecra çeşitliliğine fazlasıyla önem veriliyor. En’lerin patates cipsi dediğiniz zaman, hakikaten bu önemli bir konsept ve ilgi çekici bir platform. Bununla ilgili bir tane film yapıp televizyonda uzun yada kısa versiyonlarda döndürmeniz yeterli olmaz. Çünkü bu bir konsept, tek atımlık kurşun değil. Bu kampanya, devamlılığı olacak bir stratejiden ibaret. O yüzden Ruffles bunu sormaya devam edecek ve haliyle sadece televizyon değil, bütün alternatif mecralarda bu konsept üzerinden gidilecek ve devamı sağlanacak. Zaman içinde dönüşebilir belki ama, konseptin enteresanlığı ve önemi şuradan geliyor; hani “kerameti kendinden menkul” diye bir laf vardır ya öyle bir konsept değil bu. Burada birebir ürün anlatılıyor. Sonunda en kalını en tırtıklısı diyoruz ya; ürün hakikatten en kalın, en tırtıklı ve en yoğun patates cipsi olduğu için konseptimizle örtüşüyor. Öyle olduğu için de işimiz kolaylaşıyor. Anlatılan şey gerçek… Enteresan hikayeler anlatılıyor ama konseptle ürünün özelliği örtüştüğü için, kampanya tek atımlık kurşun olmaktan çıkıp, uzun vadeli bir çalışmaya dönüşüyor. Bizim asıl istediğimiz de bu zaten. Bu şekilde işler yaptığımızda memnun oluyoruz. Belli bir süre için, kısa süreli enteresan tepki getiren yaratıcı çalışmalar yapmak bizi çok da ilgilendirmiyor. Belli bir zamana yayılmış, çeşitli mecralarla desteklenmiş, gerçekten ürünü anlatan ve yaratıcılığın ötesine geçen projeler bizi heyecanlandırıyor.

Senaryodan kısaca bahseder misiniz?

Ozan Varışlı: Ortada hiç birimizin çok aşina olmadığı bir şehir var. O şehirde yaşayan bütün gençler her köşe başında, orada burada Ruffles’la acayip şeyler yapıyorlar. Ruffles’la “En” olarak tabir edilen şeyler yapıyorlar. Kendi En’lerini, kendi enteresan maceralarını yaşıyorlar. Bir taraftan eğlenirken, büyük şehir hayatı içinde kendi matrak En’lerine hayat veriyorlar.

Ya Arjantin? Arjantin filmciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ozan Varışlı: Arjantin filmciliği oldukça ileri düzeyde, bu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. Hatta Cannes’a gittiğimiz zaman Güney Amerika’dan gelen insanlarla konuşurken, hepsi Arjantin filmciliğinden bahsediyordu. Arjantinlilerin dikkatimden kaçmayan en önemli tarafları fazlasıyla profesyonel oluşları. Her şeyi mutlaka tam zamanında yapıyorlardı. Programın yarım saat gerisinde kaldık diye, yönetmenin bütün ekibi bir araya getirip toplantı yaptığı bir prodüksiyon ekibi vardı. Çok hızlılar, çok becerikliler ve fazlasıyla disipliler. Şu kadar ki, bizim çekimlerin yüzde doksanı açık mekanda geçti. Bir tane kapalı mekan çekimi vardı. Şöyle düşünün; bütün çekimler boyunca sette sigara içmek bile yasaktı. Kamera arkası çeken çocuk, binanın tepesinden çekiyor, arabayla geçerken çekiyor. Aklıma takıldı, ve gidip kendisiyle bir müddet sohbet ettim. Kendi filmini bağlıyordu o da, kamera arkasına bir fikir kondurmaya çalışıyordu. Yani enteresan bir şekilde işlerini çok iyi yapıyorlar.

Çekimler için Arjantin’e giderken kafanızda çeşitli soru işaretleri var mıydı? Sonuçta Arjantin’deki ilk çekiminiz olacaktı.

Ozan Varışlı: Arjantin filmciliğinin hangi noktada olduğunu hemen hemen biliyorduk. Orada çekilen filmleri de önceden gördüğümüz için iyi bir ekiple sağlam bir prodüksiyonla karşılaşacağımızı bilerek gittik. Avrupa’da da film çektik biz. Avrupa’da her şey kuralı kuralına uygulanır. Orada da disiplin vardır fakat Arjantin’de belli noktalarda esneklik söz konusu olabiliyor. Gidişata göre hemen durumu değiştirip başka alternatifler yaratan, oldukça seri ekiplerle karşılaştık. Ve bu durum bizi çok şaşırtmadı açıkçası. Aslında biliyorduk böyle olduklarını ama insan pratikte görünce heyecanlanıyor. Yani o şekilde çalışmak sizi de motive ediyor. Bu arada Arjantin’de prodüksiyon için gerekli tüm bağlantıları Depo Film ayarladı. Buradan birlikte gitmiştik. Onlara da çok teşekkür ediyorum çünkü filmin başarısında çok önemli pay sahibi oldular.

Biraz da Doritos’un reklam filmlerinden bahsedelim.

Ozan Varışlı: Doritos kampanyasında üç tane film ve onun çeşitli mecralarda uygulamaları var. Burada da ürünün şeklinden yola çıkarak, gençlerin hayatında “Doristos’la ileri sar, geri sar” ve “bir elinde Doritos olsun öbür elinle hayatı istediğin gibi sar” fikri var. Bu fikrin de üç tane uygulaması var. Dünyada eylem konseptinden gidiyorlar. Biz o konsepte aslında bir şey daha ilave ettik ve “hayatı istediğin gibi sar” dedik. Çünkü eylem dediğiniz zaman, bu kavram bize biraz geniş, biraz da bildik geliyor açıkçası. O yüzden ürünün şeklinden yola çıkarak “hayatı istediğin gibi sar ve öyle eğlen bari” dedik. Üç tane film var ve bunlardan bir tanesi sinemalarda oynuyor diğer ikisi televizyonda ve yine çeşitli mecralarda kampanya ilanlarıyla devam ediyor.

Çekimler nerede yapıldı?

Ozan Varışlı: Ruffles’ı Arjantin’de çektiğimiz ortaya çıktıktan sonra bu filmleri Arjantin’de çektiğimiz düşünüldü. Oysaki bu filmleri İstanbul’da, yabancı bir yönetmenle çektik. Castlar çok Türk görünümlü olmayabilir. Oyuncuların tarzları sıradanlıktan oldukça uzak. Onlar da bu yüzden yabancı sanıldılar. Onun dışında mekanlara baktığınız zaman zaten iki tanesi kapalı mekan. Açık mekana baktığınız zaman da, biliyorsunuz Bankalar Caddesi’ni. Açık mekan olarak orayı kullandık.

Prodüksiyon hakkında neler söyleyeceksiniz?

Ozan Varışlı: İngiltere’de yaşayan güney Afrikalı bir yönetmenle çektik filmleri. Kendisiyle çok iyi anlaştık. Filmin prodüksiyonunda Film Atlas’la çalıştık. Onlar da çok iyiydiler. Hiçbir sekme olmadan, son derece iyi şekilde işlerini yaptılar. Prodüksiyon sürecinde hiçbir sıkıntı yaşamadık. Yönetmenle iyi anlaşabilmeniz, film çekiminde büyük önem arz eder. Senaryo okeyleniyor ve hayata geçiyor. Bu teorik bir durum. Teoride kafamızda çektiğimiz bir film oluyor. Sete gelip sette birebir planlar çekilirken filmlerin yarısını değiştirdiğimiz oluyor. Çünkü pratik olarak orada görünce, teoride düşündüğümüz şeyin kimi zaman tam işlemediğini görüp, sette filmi aniden değiştirdiğimiz oluyor. Bu durum, yönetmenle çok iyi anlaşamamanız durumunda yapılabilecek bir şey değil. Doritos ve Ruffles filmlerinde bu durumu yaşadık ve yönetmenle iyi anlaşabilmenin ürününü aldık. Aniden mekan değiştirdiğimiz oldu. Baktık karar verdiğimiz mekan tam istediğimiz gibi değil, anında değiştirdik. Dolayısıyla bu gibi durumlara hazırlıklı olabilecek yönetmenlerle çalışmayı tercih ediyoruz. Bizim için hakikaten filmin yaratıcı süreci televizyonda yayına girdiği ana kadar devam ediyor. Montajda bile filmin önemli noktalarını değiştirdiğimiz oluyor. Bu durum tüm çalışmalarımız için geçerli. Prodüksiyon ekibiyle ve yönetmenle çok iyi anlaşmak çeşitli noktalarda çekim sırasında yada montaj sırasında çok hızlı bir refleksle filme müdahale edip, aksayan tarafları varsa hemen toparlamayı sağlıyor. Keza bu filmde de öyle oldu çok iyi anlaştık ve bizim için çok iyi bir çekim oldu.

Kampanyanın mecra seçimlerini kim yapıyor?

Aslı Önal: Mecra seçimlerini, her kampanyada olduğu gibi reklamverenle bir araya gelerek karar veriyoruz. Karşılıklı gerçekleşen beyin fırtınaları sonucunda kampanyaya en çok katkıyı sağlayacak mecraları belirliyoruz.

Son olarak film çekimleri sırasında yaşadığınız ilginç bir anınız varsa bizlerle paylaşır mısınız?

Ozan Varışlı: Arjantin’de yaşadığım acıklı bir anı anlatabilirim ben size. Filmin çekimini bitirdik ve dönüş zamanı hafta sonuna denk geliyordu. Biz de dedik ki Rio buraya çok yakın, buraya kadar gelmişken gidelim. En çok görmek istediğimiz şehir Rio’ydu. Rio’ya bizi götürecek uçak biletleri elimize ulaştı. Çok mutlu olmuştum tabii. Hemen gidip kendime parmak arası terlik aldım. Rio’da terliklerimle gezmenin hayallerini kuruyorum. Otele döndüğüm zaman acil bir iş çıktı, toplantı için hemen İstanbul’a dönmemiz gerektiği söylendi. Bu durum bana söylendiğinde parmak arası terliklerim elimde duruyordu. Sordular tabii arkadaşlar bunlar ne diye. Öylece kalakaldım. Sanırım o terliklerle çok komik bir sahne oluşturmuşum ki, uzun uzun kahkahalar atıldı karşımda. Rio biletlerini iptal edip uçağa bindik ve İstanbul’a döndük. Az daha gidiyordum ama, Rio biletini gördük en azından.

Ya terlikler…

Ozan Varışlı: Bırakır mıyım hiç terliklerimi oralarda. İstanbul’a gelirken yanımda getirdim. Şimdi onları banyoda kullanıyorum.

Efes Pilsen yeni kabartmalı şişesinde


Efes Pilsen yeni kabartmalı şişesinde

Tüketici talep ve ihtiyaçlarını sürekli olarak araştıran, bu doğrultuda marka ve ambalaj portföyünü genişleten Efes Pilsen, dönüşümsüz şişe ambalajını yeniledi. Efes Pilsen lezzeti, 33 cl ve 50 cl dönüşümsüz şişelerde; gövdesinde Efes kabartması ve boyun etiketli özel tasarımıyla tüketicilere sunuldu.

Efes Pilsen’in modern, genç ve dinamik yapısını karakterize eden yeni kabartmalı şişesi Landor firması tarafından tasarlandı. Efes Pilsen dönüşümsüz şişesi yeni formuyla; Efes Pilsen’in yıllardır sevilen, birayla özdeşleşmiş, dönüşümlü kahverengi şişesinin yanına daha fazla yakışacak.
Dünyada yaklaşık 50’nin üzerinde ülkede bulunabilen, Avrupa’da en çok tüketilen 10 bira markasından biri olan Efes Pilsen, yeni dönüşümsüz şişe ambalajını yurtdışında da “Dream in Efes” adlı global iletişim kampanyası ile tanıttı. Duyulara hitap eden, fantastik bir dünyaya kapı açan reklam filminin, Türkiye’deki sinemalarda gösterimine başlandı.

Yenibiriş bandosu, İstanbul sokaklarında


Yenibiriş bandosu, İstanbul sokaklarında

Türkiye’nin iş ve insan kaynakları sitesi Yenibiriş, reklamlarında kullandığı bandosuyla Şubat ayı boyunca İstanbul’u dolaştı.

www.yenibiris.com adresi üzerinden verdiği hizmetlerle bireylerin ve kurumların iş ve aday arama süreçlerini kısaltan Yenibiriş’in bandosu İstanbullular’a Yenibiriş’in gülen yüzünü yansıttı. Firmanın yeni reklam kampanyası sayesinde, yeni bir iş bulma ile özdeşleşen “Yenibiriş Bandosu” İstanbul’da belli semtlerde, merkezi noktalarda dolaştı; Yenibiriş’in reklam jingle’ının yanı sıra başka melodiler de sokakları şenlendirdi. Bandonun gösteri yaptığı semtler ve noktalar şöyle; Kadıköy, Bağdat Caddesi, Bakırköy, Taksim, Akmerkez, Beyoğlu.

Pazarlama Zirvesi’nde Otoriteler Yöneticilerle Buluştu


Pazarlama Zirvesi’nde Otoriteler Yöneticilerle Buluştu

Management Centre Türkiye tarafından 6-7 Aralık tarihlerinde düzenlenen 8. Pazarlama Zirvesi, “Baş döndürücü Dünya Koşullarında Gerçek Hız” temasıyla dünya çapında 25 otoriteyi, 35 farklı sektörün pazarlama yöneticileriyle bir araya getirdi.

Türk Telekom’un katkılarıyla, Garanti Emeklilik, Turkcell ve Sony Eurasia’nın ana sponsorluğunda Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlen Zirve’ye The Genius Works’un CEO’su, Marketing Genius’ın yazarı Peter Fisk 4. kez başkanlık yaptı.

Dünya’nın en hızlı piyanistlerinden İslam Manafov’un Balakirev’in İslamey dinletisi ile başlayan 8. Pazarlama Zirvesi’nin açılış konuşmasını Management Centre Türkiye Genel Müdürü Tanyer Sönmezer yaptı. Sönmezer şirketleri uçaklara, müşterileri de uçaklarda yönlendirmeyi sağlayan, merkez etrafında hızla dönen çemberlerden oluşan bir tür topaç olan Gyroscope’a benzetti. “Şirketler de aynı şekilde yeterli hızda hareket ederken müşteriyi merkeze koydukları zaman, doğru yolu bulacaklardır” dedi.

Zirvede “The Marketing Show” ile Pazarlama Dünyasında bir ilk gerçekleştirilerek, TV programı formatında yapılan canlı yayında Peter Fisk ve Tom Garrahan, sahnede yapılan canlı buluşmalar, konferanstan görüntü ve röportajlarla yepyeni bir zirve formatına imza attı. Programın konukları arasında yer alan Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, “İngiltere’de yapılan bir araştırma, gençlerin %50’sinin bir ay boyunca cep telefonlarından vazgeçmek yerine, cinsellik veya çikolatadan vazgeçmeyi tercih ettiğini gösterdi. 2010’da mobil pazarlama bütçelerin %25’ini alacak”dedi. Turk Telekom CEO’su Paul Doany, “Tüketiciler neyi, ne zaman ve nerde isteyeceklerse, ona istedikleri şekilde Türk Telekom ile ulaşacaklar.” dedi. Imperial Tobacco’dan Hilal Merter ise “Hızı anlamanın iki yönü var: Birincisi, pazar ve müşterilerdeki değişimin hızı; ikincisi ise çözümlere ulaşabilme hızı” şeklinde görüş bildirdi.

Costas Markides’ten İki Öneri

Zirvenin ana oturumları, geçtiğimiz günlerde açıklanan ‘The Thinkers 50’de bir kez daha yer alan Prof. Costas Markides’ın “Hızlı Yenilikçilik” konuşması ile başladı. Prof. Markides, “Yenilikçilik yeni ürün geliştirmenin ötesindedir. Starbucks, EasyJet, Dell, Progressive Insurance, The Body Shop, IKEA bu şirketler yeni bir ürün geliştirmediler başka alanlarda yenilikçilik yaptılar. Siz de her yaptığınıza “Kim?, Ne?, Nasıl?”ı sorarak yenilikçilik katabilirsiniz” dedi ve, yenilikçilikte daha hızlı olmak için 2 öneride bulundu: Fikir arayışınıza ayırdığınız zamanı azaltın ve değer yaratmaya ayırdığınız zamanı artırın.”

Wikinomics’i Anlayanlar Başarılı Olacaklar

Zirve’nin ikinci ana oturumunda, dilimize de çevrilen Wikinomics’in yazarı Prof. Don Tapscott, “Wikinomics ve Pazarlamanın Transformasyonu” başlığı altında yer aldı. Prof. Don Tapscott, internet ve gelişen küreselleşmenin, kuruluşların doğasını değiştirmesine odaklanarak “Yeni kural “Wikinomics”tir. “Wikinomics”i anlayanlar, başarılı olacaklar” dedi. Değişimin 4 itici gücünü Teknolojik Devrim: (Web 2.0), Demografik Devrim (yeni dijital nesilin beklentileri), Sosyal Devrim (Youtube gibi sitelerde internet üzerinden içerik geliştirme) ve Ekonomik Devrim (Google artık reklam satan bir medya şirketi, aynı zamanda finansal hizmet veriyor, program üretiyor ve bir mağaza!)” olarak belirledi. Kitlesel işbirliğinin özündeki 4 unsuru ise arkadaşlık, açıklık, paylaşma ve küresel davranma olarak tanımladı.

Araştırma Yapış Tarzı Değişti

İlk günün son ana oturumunda Nielsen Customized Research Orta ve Doğu Avrupa, Afrika ve Ortadoğu Bölge Başkanı Anna Rita Hadjigavriel “Çok Mu Hızlı? Kaçırdığımız Bir Şey Var Mı?” sunumuyla yer aldı. Hadjigavriel, araştırma yapış tarzının değiştiğini ve hızlı bilgi taramanın, tek başına tüm soruları cevaplayamayacağını belirtti. Zirvernin ilk günü İslam Manafov’un piyano konseri ile sona erdi.

Hızlı, Yeni ve Eğlenceli

Avrupa Yılın En İyi Konuşmacısı Ödülü’nün sahibi Prof. Richard Scase’ın “Hızlı, Yeni ve Eğlenceli” başlıklı sunumu ikinci günün ilk oturumuydu. Prof. Richard Scase, “Oyunda kazanmak için, müşterilerin önünde gitmeliyiz! Yaratıcılık ve yenilikçilik için Café Corporations oluşturmalı, insanların rahatça konuşup, beyin fırtınası yapabilecekleri ve buna göre davranacakları ortamlar yaratmalıyız. ” dedi. Prof. Scase ayrıca bir müteşebbisin çevikliğine ulaşmak için sahip olması gerekli 10 sırrı paylaştı: 1- İlham veren liderlik, 2- Marka için tutku, 3- Müşterilerle bütünleşmek, 4- Değişim eğrisinin önünde olmak, 5- Kar odaklı düşünce, 6- Uzun vadeli kalıcılık, 7- Samimi sosyalleşme, 8- gerçekle yüzleşme, 9- performans odaklı ödüllendirme ve 10- Daima fit, taze ve eğlenceli olmak!

Hızlı Medya

Magic Moments’tan Daniela Krautsack ise,”Hızlı Medya” başlıklı konuşmasında, alternatif mecraların artık birer yol işareti olduğunu belirtti ve “Geleneksel reklamcılığın yerini Sanat, reklam ve ortam’ın içiçe girdiği reklamlar aldı.Yellow Pages, Londra’yı sarıya boyamak için yaklaşık 10 milyon yatırdı” dedi.

Google mı İsveç mi?

Pazarlama Zirvesi ana oturumları, trend izleyici ve fütürolog Magnus Lindkvist’in “Hızlı Gelecek” başlıklı konuşması ile sona erdi. Lindkvist “Akımları incelemek, geleceğe ve dışarı bakmaktır. Milliyetçilik ise geriye ve içeri bakmak. Google ve İsveç’in farkı Google’un sınırsız ve herkese açık olması, İsveç’in ise sınırlarının olması ve sadece belirli kişilere açık olmasıdır.” dedi. Ana oturumların ardından başlayan paralel oturumlarda, Lerzan Aksoy -Tim Keiningham, Demir Aytaç, Walt Behnke, Meltem Kınacı, Erem Demircan, Kemal Yamankaradeniz, Hakan Bayülgen, Serdar Turan moderatörlüğünde Burak Divanlıoğlu-Serkan Borançılı -Tolga Kabataş, Nils Müller, Cüneyt Devrim-Serhat Akkılıç, Prof. Dr. Haluk Gürgen, Cenk Serdar ve Ruben Robert’ın konuşmaları yer aldı.

8. Pazarlama Zirvesi, Sony sponsorluğunda gerçekleştirilen ‘Hız’ temalı fotoğraf yarışması Ödül Töreni’nin ardından sona erdi. Birinci Gökmen Coşar, İkinci Murat Seyit ve Üçüncü Engin Ulupınar’ın ödüllerini, Sony CEO’su Mohsen Noohi sundu.